www.Sanliosman.com

...Cünkü Köyümüzü seviyoruz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

Köyümüzün Tarihi

e-Posta Yazdır PDF

SANLIOSMAN(Yenikisla)Köyü



Kaynak kisiler: Haci Ülgü,Halil Ülgü,Riza Bektas,Ali Kilic,Aziz Ceylanbas,Hasan Alkan,Aziz Mart,Kozulca köyünden Hüseyin Ardik ve Cemilbey'den Selattin Aras.

Köyün yeri ve komsulari:

Sanliosman Köyü merkeze bagli bir köy olup Corum'un 28 km güneyinde yer almaktadir. 2003 yili itibariyle köyde yapilan tespitlere göre nüfusu 260 olup hane sayisi 67'dir. Köy bir orman köyü olamasina karsin alaca'dan gelen Alaca suyuna yakin oldugu icin irmaga yakin arazilerde sulu ekim yapilmaktadir. Cogu orman köylerine nazaran Sanlioasmanin arazisi iyi sayilir. Köydeki insanlarin tarimin yani sira hayvancilikla'da ugrasmaktadirlar. Sanliosman Köyünde de cevredeki kimi köyler gibi 1960 yilindan itibaren köyden yurtdisina ve büyük sehirlere göcler yasanmistir. Bu  köyde yurt disinda bulunan ailelerin sayisi oldukca yüksektir.  Köyün komsulari olarak  dogusunda Kadideresi,güneyinde Düdülïk,batisinda Gökköy ve Mustafacelebi ,kuzey batisinda  Kozulca, kuzeyinde Cemilbey ve kuzey dogusunda Baliyakup köyleri yer almakta-


Ulasim:
Ulasim Corum Ortaköy yolundan yapilmaktadir. Corum'dan Ortaköy'ye giderken Cemilbey'i 1 km gectikten sonra sagda Kadideresi'ne giden yola dönülür. Yine tahminen 1 km mesafeden sonra tekrar saga giden yola d¨nerek devam ettiginizde 2.5 km sonra Sanliosman Köyüne ulasirsiniz. Köyde ulasim minibüslerle saglanmaktadir. Kisin disinda belli haftanin hemen hemen her gününde sehre ulasmak mümkündür.

Köyün tarihi:
Kanliosman(mahallesi) köyü 1945 yilindan daha önce bugünkü köyün yaklasik olarak 1 km altinda Alaca irmaginin kenarinda bulunan Yeni kisla'ya bagli 5-6 aileden olusan bir mahalledir. 19948 yilinda önceki resmi kayitlar ve haritalarda Kanliosman ismi yerine bu mahalleinin bagli oldugu Yenikisla köyünün ismi gecmektedir. Yenikisla'da o dönemde Corum'un Mecitözü kazasina baglidir. Hatta 1894 yilinda burasi Mecitözü' ne bagli bir nahi- 
ye konumundadir, Sanirim Yenikisla'nin  bu konumu Seyhmustafa'rnn nahiye olmasmdan sonra kalkar. Daha sonraki dönemde tahminen 1872 yilinda Cemilbey'i kurulur ve 1902 yilnda da 
Cemilbey nahiye yapilir,

 

 


Kaynak: Mecitözü Kaymakamligi resmi web sitesi. 1950 yilnda Cemilbey nahiyesine bagli olan köyler Corum merkeze baglannca Kanliosman köyüde bu sekilde Mecitözü'nden alinarak Corum 'a baglanmstir.

Yenikisla yerlesim yeri itibariyle bugünkü Sanliosmana bir kilometre kuzeybatismda, Alaca irmaginin güney kenarinda bulunan Cinnenin tasi anlamina gelen kurtce Gaviri Cinne; denilen dere ile Alaca irmaginin kenarina kurulmus bir yerlesim yeri olmasindan dolayi ilkbahar ve sonbahar aylannda yogun yagan yagmurlardan olumsuz olarak etkilenmektedir.
Özellikle Alaca suyunun ve derenin tasmasi sonucunda Yenikisla sel ve su baskinina ugramakta, bu durum zaman zaman mal ve can kayibna yol acmaktadir. Köyde yasayan insanlar bu durumdan 
rahatsiz olduklari icin bu nedenden dolayi ilk önce 1932 yilnda Kanliosman mahallesinin üstunde bulunan ormanlik alana göcmek istediklerini Mecitözü Kaymakamligi 'na belirterek köyün
Yenikisla'dan tasinmasmi gündeme getirirler. Kanliosman 0 yillarda Yenikisla'nin bir mahallesi durumundadir. Yenikislalilar bu isteklerini resmi yoldan yazili olarak Mecitözü kaymakamligna yaparlar. Kanliosman mahallesinde bulunanlar Yenikislalilarin buraya göcme fikrine karsi cikarak engelemeye calisirlar. Fakat Kanliosmanlilarin bu engelleme calismalari  belli bir zaman sonra fayda vermez ve Yenikislalilarin bu istekleri imar ve iskan Bakanligi'nda kabul edilir. Kanliosman'nin üstündeki 7.400 metre karelik bir alan Yenikislalilarin yerlesrnesi icin tahsis edilir.

Ozaman köyün muhtari olan Hasan ülgü  köyün tamami icin ayrilan bu alana ilk olarak kendi ev yapip yerlesir. Bu aileden sonra ayni aileden Musa Ülgü göcer ve sirasiyla bütün Yenikislalilar bu cevreye yerlesirler, Tabi bu olaydan önce Yenikisla'dan bir kac aile Kanliosman'a yerlesirler, Yenikislalilarin  Kanliosman'in üstüne tasinmasndan sonra kaymakamlik Yenikisla adini kaldmlarak yerine Yenikisla'ya bagli olan Kanliosman ismini kullanmaya baslar, Fakat bu durum Yenikislalilari rahatsiz eder ve 0 zaman Yenikisla köyünün muhtari olan Hasan Ülgü 1950 yilinda Corum valiligine müracatta bulunarak köyün isminin Yenikisla olarak eski isminin yeniden verilmesini ister.

Valilik muhtarin bu basvurusunu anlasilan pek uygun bulmaz ve sadece degistirilecegi sözünü verilir. Aradan belli bir zaman gectikten sonra Vali köyün muhtari olan Hasan Ülgü'ye ile köy heyetini yanina cagirarak köyün isminin bundan sonra Kanliosman yerine Sanliosman oldugunu bildirir. Sanliosman'i olusturan alevi kürtler köylerine verilen osman 
isminin kendi inanclariyla ters düstügü icin köylerinin ismini sevmediklerini söylemektedirler, Bugün Sanliosman'i olusturan ailelerin cogunlugu 1945 yilinda Yenikisla'dan göcerek buraya yerlesen aileler olusturmaktadi.

Köyün ismiyle ilgili baska bir anlatimda ise köyün 0 dönemde muhtar olan Hasan Ülgü ihtiyar heyetiyle bir karar alarak 1948 yilinda Kanliosman ismini degistirmek ve köyün eski ismi olan Yenikisla olmasi icin mahkemeye dava acar, Davayi inceleyen Mahkeme hakimi ilk olarak durusmada köyde bulunan nüfusun cogunlugunun Yenikisladan göcenlerin mi yoksa Kanliosmanda oturan ailelerinmi oldugunu tespit etmek icin köyde sayim yapilmasini ister.
Ikinci durusmada yapilan sayim sonucu Kanliosman' da oturanlar cogunlukta oldugu kanatine varilarak  Kanliosman isminin degistirilrnesine gerek görülmedigine karar verilir. Bu karara tepki olarak ihtiyar heyetinden biri: "Hakim Bey, biz bu isimden rahatsiz oluyoruz." diye tepkisini belirtir. Hakim köy heyetinin bu tepki üzerine köyün isminin Kanliosman yerine Sanli osman olarak degistirir, Hala köylülerin sevinmedigini gören hakim ne oldu sevinmedinizmi diye sorunca; köyün muhtari olan Hasan Ulgü hakime: "Hakim Bey ucunda Osman olduktan sonra; 
ha kanli olmus, ha sanli olmus ne farkeder" der. Yenikisla ya sonradan tekrar deginecegiz.


Kanliosman mahallesini kuran ve adina Kanliosman (soyisimleri Ucar olanlarin dedeleri) denen kisi ilk olarak bugün köylüler tarafmdan Baglar ici denilen yere yerlesir, Kanliosman'da anlatilanlara göre bugünkü Cemilbey tarafinda kalan yerde o dönernde tarlalari bulunmaktadir. 
Adina  Kanliosman denilen kisi askeriyeden emeklidir. Bu sahis askeriyeden emekli olunca o dönemde Cemilbey'in okulunun oldugu yerde yüz dönümlük bir arazi satin alir . Kanliosman askeriyden emekli biri oldugu icin dürbünü varmis. Dagdaki cobaniyla ovada tarlada calisan yanasmalarinin calismalarini uzaktan uzaga elindeki dürbünle denetlermis. Kanliosman köyün ilk yerlesim yerinin cukur olmasi nedeniyle tarlada calisan hizmetgarlari köyün ilk yerlestigi bu cukur yerden dürbün ile tam olarak gözetleyip denetliyemedigi icin köyün simdiki yerine yerlesir.
Sanirim Kanliosman; mahiyetinde calisan kisileri denetlemekten daha cok köyün simdiki yerinin baglar icine göre daha havadar olmasi, icecek suyun kaynaginin buraya yakin bulunmasi ve buranin ovaya nazaran sivrisinekten uzak olmasi gibi nedenleri dikkate alarak köyün simdiki yerine göcmüs olmasi daha mantiklidir, Yoksa bir dürbün yüzünden yerlesim yerini degistirilmesi pek akillica uydurulmus bir hikayeye benzemiyor.


Kanliosman köyünün ismi ile ilgili olarak birkac tane anlati bulunmaktadir, Nufus kayitlarinda yapilan tespitlere göre Kanliosman oglu olarak köyde; hane I 'de kayitli bulunan ve soyadi Ucar olan ailenin adi gecmektedir, Köyde bu aileye Abbas Agagiller denir. Kanliosman ailesinde iki tane Abbas, iki tanede Hasan bulunmaktadir, Birinci Abbas'in dogum tarihi tahmini olarak 1809. Birinci Abbas'in oglu Mustafa'nm dogum tarihi 1835, Hasan'in dogum tarihi 
1859 ve Hasan'in oglu olan II. Abbas'in dogum tarihi ise 1886'dir. Kanli Osman denen kisi buyük bir ihtimalle birinci Abbas Aga'nin dedesi yada bu ailenin sulale adi olsa gerek. Cünku birinci Abbas'in babasinin adi da Hasan'dir, Adina Kanli Osman denen kisi l.Abbas Aga'nin babasi olan Hasan' in babasimidir, yoksa dedesi mi bu konuda bir bilgiye ulasamadik.
Anlatilanlara göre Kanliosman mahallesini olusturan Kanliosman eskiden askeriyeden emekli olarak ayrildiktan sonra etrafina birkac adam toplar ve ilk önce bugünkü köyün baglarinin bulundugu yere yerlesir, Daha sonra simdiki yere göcerler. Kanliosman ogullari kürt olmalarina karsin evveliyatinin esasen nereli oldugu konusunda tam bir bilgi sahibi degiliz.

Kanliosman ve beraberinde buraya ilk gelip yerlesen ailelerin sünni kürtlermi yoksa alevi 
kürtlermi olduklari tam olarak bilinmemesine ragmen Osman ismindende anlasilacagi gibi bu 
mahalleye yerlesen bu ailenin büyük bir olasilikla sunni kürt oldugu yönündedir, Ancak bu aile 
hakkinda anlatilanlara bakilirsa Kanliosman ogullari kapisinda 15-20 adam cailstiran, zenginliklerinin yaninda cevrede sözü gecen, okur yazarligi olan bir ailedir.

Bu konumlari cok yakin bir zamana kadar devam etmistir, Kanliosman mahallesini kuran Kanliosman ogulunun köyün simdiki yerine gelip yerlesmeleri anlatilan hikayelere bakildiginda Yenikisla'yi olusturan Kavi'lerle 
ayni zamanda buraya yerlestikleri anlasiliyor, Benim kisisel tahminime göre Kanliosman denen 
kisi veya o aileden birisi buradan bir ciftlik satin alarak buraya yerlesmis olmalari daha mantiklidir, Cünkü o dönemde irmagin öbür gecesinde Kozluca köyünün ilk yerlileri olan sunni kürtlerde vardir, Kozluca'lilarin ilk yerlileri olanlar sonradan alevi olmuslardir, ilk zamanlarda Osman burada yalniz degildir. Kanliosman ogullarr'inda sonrada Kozluca'li kürtler gibi alevi olduklari anlasiliyor, Keza Catovasinin cevresinde bu dönemden dogudan sürgun gelen alevi 
ve sunni kürt asiretleri bulunmaktadir.
Bu cevreye Kavlu asiretinden gelip yerlesen aileler vardir, Yenikislada bunlardan biridir. Bu cevreye yerlesen sunni Kürtler genellikle Bazzikli asiretlerine men supturlar. Osman bu grupla buraya gelmis olmali. Osmanin askerlikle bir iliskisinin olmadigida söylenmektedir. Bana öyle geliyor ki kimi aileler soylarini yüceltmek icin sonradan 
bazi hikayeler uydurmus olmalilar, Bu konuda net bir bilgi yok.

Kanliosman ogullarindan Ali Ucar ise internette köyleri adina acmis oldugu sitede soylari hakkinda birbiriyle celisen cok farkli seyler yazmaktadir.
Kanliosman köyünden Aziz Mart, köylerinin kurulus tarihi ile ilgili sunlari söylemektedir: "Cemilbey'de Ortaokulda okurken ögretrnenimiz sinifta bulunan cocuklarin kendi köylerinin tarihi hakkinda bir ödev yazmalarini istemisti, Bende bu konuda bilgi edinmek icin Mecitözü Nüfus Müdürlügüne gittim ve durumu anlattim. Nüfustaki memur resmi kayitlarda Kanliosrnan 
(Yenikisla) küyü hakkinda düsünceler bölümünde köyün kurulus tarihi 1820 olarak gectigini 
söyledi' diye bir tarihi beyanda bulunmaktadir, Ama gerek Kavi gerekse Bazzikli asiretinin bu bölgeye 1740'li yillarda gelmis olmalarina karsin yerlesik degillerdir. Konar göcer bir sekilde yasarlar. Anladigimiz kadariyla Kanliosman denen kisi emekli olduktan sonra yerlesmek icin ilk 
önceleri irmagin kenarinda devletten yada daha önce burada ikamet eden birilerinden parayla yer satin almis oldugu anlasiliyor.

Diger bir konu ise cevre köylerde yasayan kürtler Kanliosmanlilara 
Monton diye hitap etmektedirler. Bunun ne anlama geldigini bilemiyoruz. Monton daha önceden Kanliosman mahallesinde oturanlarami, yoksa Yenikislalilara 'mi deniliyormus burasida tam net degil. Bir ikincisi Monton sözcügü bir lakap midir yoksa buraya yerlesen ilk ailelerin bagli bulundugu asiretin mi adidir.? Maalesef bu sözcök hakkinda aciklayici bir bilgi edinemedik.

Hatta cevredeki kürt köylerinde bu konu ile ilgli olarak Kürtce bir deyimde bulunmaktadir, "Monton tagena hay ba balton." ( Montonlar baltayla dövüsürler ")
Emekli ögretmen olan Aziz Ceylanbas ise daha önceden Catovasi cevresinde baska bir köy olmadigi icin köyün ismine daha önceleri Cat denildigini ve hatta Sacayakbogazi'nda ki köprüyede Cat köprüsü denildigini, söylüyor, Bunun tam olarak dogru oldugunu söylemek zor.
Bilindigi gibi Cat sözcu sözcügünün iki irmagin birbirine catilmasindan dolayi bu ovaya verildigini yazmistik. Ama cevrede Baliyakup köyünün Yenikisla ve cevredeki diger kürt köylerinde daha önce kurulmus oldugu kayitlardan anlasilmaktadir, Diger taraftan Baliyakup köyü Cat irmagina en yakin bir köydür, Eger bu köy belli bir dönem harap olarak kalmis ve Yenikisla'ya bagli olan Kanliosman köyö Catköyü olarak taninmis olabilir.

Yenikisla'Iilar Kanliosman mahallesine göcmeden önce bu mahalleye sirasiyla Kanliosman, Abbas Aganm köyü gibi degisik isimleri almis oldugu anlasiliyor, Catovasi ve cevresine yerlesen kürt aileleri tek tek incelendiginde bu ailelerinin cogunlugunun Erzincan, Dersim, Erzurum, Ardahan, Kars' dan gelen aileler ile Malatya, Maras ve Adiyaman 
tarafindan savas, sürgün veya asiret ici catismalardan kacarak ic; Anadolu ya gelen kürtlerin olduklari  anlasiliyor, Hatta cevrede ki kürt köylerinde yaptigim inceleme ve tesbitlerde özellikle cevreye ilk gelip yerlesen kürtlerin Dersim, Adiyaman, Erzincan, Elazig, Maras, Malatya ve Urfa Viran sehir 'den geldiklerini göstermektedir, Viransehir 'den gelen kürtlerin büyük cogunlugu Milli asiretine bagli ailelerden olusmaktadir, Yine bu bölgeden Erzincan, Erzurum ve Arda 
han Gole tarafmdan gelen kürtlerin cogunlugu ise Bazzikli, Canembek ve Badilh asiretlerinden olusmaktadir, Adiyaman, Malatya ve Maras tarafindan gelen kürtlerin büyük bir bölümünün Canbekli ve Resvanli asiretinden olduklari, Anadolunun ic ve batisina dagildiklarini kimi arastirmacilar belirtmektedir. Ic Anadolu kürtleriyle ilgili bir arastirma yapan Nuh Ares, özellikle Konya, Kirsehir, Ankara ve bu cevrelerde yogunlasan arastirma larda Amasya, Corum ve cevre iller hakkinda da kisa bilgiler vermektedir. Ayrica burada bulunan Canbekli, Sihbizin ve benzeri 
asiretlere de deginmektedir, Bak Nuh Ates. lc Anadolu kürtleri. Kornkar yayinlari.

Kozluca ile Kanliosman mahallesine yerlesen sunni kürtler bu cevreye yerlesmis olan alevi kürt dedelerin tarikat calismalari ve bu aileler arasinda ki ailevi iliskiler sonucu kisa bir zaman 
sonra alevi olurlar. Tahminen I.Abbas zamanmda alevi olan bu insanlar köylerinin Kanliosman 
olarak anilmasindan rahatsiz olurlar. Kanliosman' in soyundan gelen ve köyde II.Abbas Aga olarak bilinen Abbas Aga, dedesi birinci Abbas Aga gibi cevrede de saygin kisiligiyle de taninir. 
Oda diger aleviler gibi köylerinin isminin Kanliosman ismiyle anilmasindan rahatsiz olmaktadir, Alevi toplumu icinde kendi inanclariyla catisan, bu isimden dolayi cevredeki alevi ve sunni köylerde alay konusu olan ve kendi prestijini sarsan Kanliosman ismini tamamen silemezsede köyün ismini belli bir dönern "Abbas Aga'nm köyü" olarak taninmasini: basarir, Gerek bu köylüIer gerekse cevre köydeki diger insanlar Kanliosman köyünün ismi; ikinci Abbas Aga'nin zamaninda Kanliosman yerine "Abbas Aga 'nin köyü" olarak anildigni dogrulamaktadirlar,

Fakat Abbas Aga öldükten belli bir süre sonra köyün ismi tekrar eski ismi olan Kanliosman 
ismiyle anilmaya baslamistir, Köyün tekrar eski ismiyle neden anilmaya baslandigini sebebini tam olarak bilemiyoruz ancak bu "Kanliosman" isiminin bu kadar öne cikmasinda bölgedeki devlet memurlarinin israr ettigi kanisindayim.
Daha önceden degindigim gibi Yenikislanin Kanliosman mahalesine tasinmasindan sonra Kanliosman ismi yeniden gündeme gelmistir, Kanliosmanin yaklasik 1 km. güneyinde bulunan Yenikisla köyönün sakinleri 1945 yilnda heyalan ve sel yüzünden köy yerlerini terk edip kendi köylerine bagli bir mahalle olan Kanliosman 
köyüne yerlesince Kanliosman köyünün isminin degistirilmesini ve bu köyün adinin bundan 
böyle Yenikisla olarak anilmasini istemislerdir, Fakat köyün ismi o günden bugüne hafif bir degisiklige ugrayarak Osmanin "kanli'isini silip yerine "Sanli" sifatini ekleyerek Osmani'in mertebesini daha da yükseltilmistir,

Eskiden insanlar; ölen yakinlarinin ansina onlarin isimlerini yasatmak icin bu kisilerin 
isimlerini ya cocuk larina yada yakinlarina verirlerdi. Abbas Aga da babasi olan Hasan'inin ismini ilk ogluna vermistir. Abbas Aga'nm babasi olan Kanliosman oglu Hasan da babasi olan 
Abbas'in ismini ilk ogluna verdigini nüfus kayitlarindan görüyoruz, Fakat bu ailenin daha evvelden büyükleri oldugu söylenen Osmanin ismini bir daha ailelerinden hic kimseye vermernislerdir. Il.ci. Abbas Aganin kusagindan tahmini olarak 3 kusak sonra köyde yasayan simdiki yasli  insanlar da koylerinin gecmisi hakkinda ya gercekten tam bir bilgileri olmadigi icinmi, yoksa Abbas Aga gillere saygilarindan Osmanin kendileriyle bir iliskisinin olmadigini, Osman'nin soyunun kurudugunu ve kendilerinin daha sonradan gelip bu köye yerlestiklerini söylemektedirler. Bu nedenden dolayi da Kanliosman'in kurulus tarihi ile ilgili degisik celiskili anlatilar bulunmaktadir,
1.ci Abbas Aga'nin Cemilbey'in 1872'li yillarinda kurulmasinda Gökcepinar 'li agalarla 
birlikte cerkezlerin kendi otlak ve yaylim yerleri olan bu yerlere yerlesmelerine ragzi olmaz. 
Bunun icin resmi makamlar nezdinde ve cevrede cesitli girisimlerde bulundugu söylenmektedir.




Sanirim bu olayla ilgili olarak Gokcepinardaki agalarla da bir diyaloga girer. Bu konu ile ilgili 
olarak Cemilbey koyunun tarihinde deginmeye calistik.

Kanliosman ismi ile ilgili hikayeler:

Köyünün tarihi ile ilgili bilgilerine bas vurdugum kisilerin Kanliosman ile ilgili anlatmis olduklari hikayeler birbirlerinden kimi farklilikklar göstersede bu kisilerin hikayelerinde ortaya cikan ortak bir yön bulunmaktadir, Oda Osmanin kendine teslim edilen esirleri öldürmesinden dolayi isminin basina Kanli sifati eklenmesidir. Kanli 
Osman ismi bu yerlesim yerini kuran Kanliosman ogullarindan ileri gelmektedir. Kanliosman 
adi bu ailenin eskiden resmi kayitlarda simdiki soyadi yerine gecen ailelerin (soyisimleri Ucar 
olanlar) aile lakabidir. Kanliosman ile ilgili anlatilan hikayeler ya sonradan bu koyun ismine bakilarak düzeltilmis fantazi ya da Kanhliosman ogullannin dedeleri olan osman adindaki insan gecmisinde meydana gelen böyle bir olaydan dolayi ona böyle bir lakabin verilmis olmasi daha mantikli olsa gerek. Kanli (Sanli) Osman'lilarin antlatiklarina göre asagida anlatiIan olaylar ise Kanliosman'da gectigi yönündedir, Burada okuyuculann dikkatini suraya cekmek istiyorum. Himiroglu ile Kücükpalabiyik köyü arasinda Kanliosman'nin Dere diye büyük 
bir dere bulunmaktadir, Acaba bahsi gecen Sanliosman köyündeki Ucar ailesinin büyükleri olan 
Osman, esirleri Mecitözü'ne götürürken bu derede kesmis olabilir mi sorusunu akla getirnektedir. Keza olayin gectigi o yillarda Himiroglu ve Kücükpalabiyik yerlerinde yoktu. Bu iki köyün 133 yillik bir tarihi gecmisleri vardir, Anladigim kadariyla hikaye agizdan agiza aktarildigi icin bu zaman icinde anlatimda kimi degisimlerin yapilmis oldugu anlasiliyor, Büyük bir ihtimalle Kanliosman denen kisinin askeriyeden emekli bir kisi olmasi akla ve mantiga daha yakindir, Ama Kanliosman'daki yaslilar bu cinayeti Kanliosman ogullanndan birinci Abas Aga'nin 
isledigini söyleselerde bunun dogru olmadigi anlasiliyor, Yinede sizi hikayesiz birakmak icin bu 
konudaki hikayeleri sirasiyla asagi. aliyorum.

Hikaye 1.

Abbas Aga askeriyeden emekli olmus rutbeli bir kisidir, Rutbesinin ne oldugu 
konusunda bir bilgi yok, ancak Abbas emekli olunca emireri olan Osmani da beraberinde getirip 
köyün simdiki yerine yerlesirler, Osman Abbas aganm himayesinde calisirken burada bir cinayet isler ve bu olaydan sonra küyün adi cevrede Kanliosman olarak anilmaya baslanir. Yukarida da belirttigimiz gibi nüfus kayitlarindaki bilgiler bu söylentinin tam dogru olmadigmi, bu hikayede kimi degisikliklerin yapildigi ve gercekleri tam olarak yansitmadigmi gostermektedir, 
Hikayede bahsi gecen kisinin ne birinci Abbas Aga'yla ne de ikinci Abbas Aga ile bir iliskisinin 
olmadigi ortada. Eger bahsi gecen ikinci Abbas agaysa bu hikayenin dogrulugu tamamen suphe- 
Ii olldugu ortadadir. ( Kaynak: Haci Ülgü. )

Hikaye 2.

Eski bir asker olan Osman'a ozamanki devlet yetkilileri tarafindan 80 tane esir 
teslim edilir ve Osmanin bunlari götürüp Mecitözü'ne teslim etmesi söylenir, Fakat Osman 
bunlari teslim etmek yerine damda bu tutsaklarin elerini kollarini baglayarak hepsini bir ahira 
doldurur ve burada hepisinin kafasim kesip öldürür, Bu yüzden köyün adi cevrede Kanliosman 
koyu olarak anilmaya baslanir.Daha öncede belirtigim gibi bu cinayet kanliosmanin derede islenmis olabilir mi sorusunu akla getiriyor.

Hikaye 3:

Hikaye ikide anlatilanin bir baska verisyonunda Osman, esasen asker kacagi 
oldugu icin devlet tarafmdan aranmaktadir, Bir gün Osman yakalanip Mecitözü'ne götürlür ve 
80 tane esirle birlikte de ayni hapse atilir, Osman bir gecenin icinde burada bulunan 80 tane esirin 
kafasini kestikten sonra hapishaneden nasil yapmissa kacmayi basarmis, Bu olaydan sonra Osmanin
ismi Katil osman olarak kalir, Yoksa Osmana orada böyle bir görev verilmismidir veya sonradan 
köyün ismine bakilarak uydurulmus bir fantazi midir. bilemiyoruz, Hikayede bahsi gecen esir veya 
tutsaklarin hangi halka mensup olduklari veya hangi savasta esir alindiklari, Osmanin kacmayi 
nasil basardigi gercekten yanitlanmasi gereken sorulardir, (Kaynak: Halil Ülgü.)

Hikaye 4.

Kanliosman adindanda anlasilacagi gibi kanli, acimasiz katil adamin birisiymis. Osman kendi köyünün icinde adamin birini bicaklayarak öldürmüs. Yalniz  adami öldürürken kimse görmemis. Köylöler bu adami kim öldürdü diye birbirlerine sorurken, iclerinden 
biri herhalde Osman oldurmüs, Osmanin üstü basi kanliydi, diyor. Bu olaydan sonra köyün adi 
Kanliosman kaliyor, (Kaynak: Riza Bektas.)

Hikaye 5.

Adina Kanli Osman denen kisi askerde rütbeli bir  kisidir.l800 yillarinda savas dönemine (hangi savas oldugu bilinmiyor) düsman tarafindan alinan 40 tane esir Osman'in 
üstü bir osmanli subayi tarafindan Osman'a teslim edilir bu teslim sirasinda yetkili subay esirler 
icin bunlari rahat ettirin, der. Osman bu esirlerle ilgilenmek yerine bu kirk kisinin kafasini kesip atar. Bu olay üzerine askerde yetkili olan subay Osman'in bu hareketine bakarak böyle bir kisinin askeriyeye de zarari olacagini düsünerek askerden uzaklastirip emekliye ayirmak ister. 
Osmani yanina cagirarak emekliligini bildirip kendisine belli bir para ödemek istedigini belirtir. 
Bu konuda Osman'a "sizi nasil ödüllendireyim" diye sorur, Osman; "Ben dedemin yurduna 
gitmek istiyorum, bana bir deve yanimada iki arkadas ve birazda para verirsen iyi olur, diyor. 
Pasa bunu hazineye gönderiyor ve yeterince para verdikten sonra Osman iki arkadasiyla gelip 
Kanliosmana yerlesiyor. Anlatan Hasan Alkan. Hasan Alkan 1994 ile 2004 yillari arasi köyde 
muhtarlik yapmis ve köyleri Kanliosman ile ilgili anlatilan hikayelerden en yaygin olan anlatinin bu oldugunu söylüyor. Cok ilginc olan Himiroglu köyü ile Bugünkü Kücükpalabiyik'in altinda 
bulunan dereye Kanliosmanin dere denilmektedir. Bu derenin ismi ile Kanli osman'nin bir ilgisi 
varmidir, Osman bu esirleri yoksa bu derede mi öldörmüstür bilemiyoruz.
Emekli ögretmen Aziz Ceylanbas 80 tane esiri öldüren kisinin, Abbas Aganm kendisinin 
oldugunu büyüklerinden duydugnu belirtiyor. Bunun ne kadar dogru oldugunu bilemiyoruz, 
ancak benim kisisel kanaatime göre Kanliosman ismi bu mahalleyi kuran Kanliosman ogullari 
ailesinden gelmektedir. Soyadi Ucar olanlarin resmi kayitlardaki aile lakabi olarak geciyor, 
Türkiye'de bunu örnekleri cok oldugu gibi yakin köylerden örnegin Himiroglu; Hadioglu gibi 
isimler köyü kuran ailelerin isimleridir. Kanliosmani kuran Abbas Aga sülalesine kayitlarda 
Kanliosman ogullari denilmektedir. Nüfus kayitlari bunu dogrulamaktadir, Fakat Osman'in yukarida bahsi gecen olaylardan mi bu kanli sifatni almis yoksa baska bir nedenden mi burasi tam olarak bilinmemektedir.

Osman ile ilgili baska bir anlati:

Yukanda bahsi gecen Kanli Osman yine bir gün köyün 
yakinlarinda gezerken büyük bir yilani deligine girerken görür ve yilani delikten cikarmak icin 
Osman Yilani kuyrugundan yakalar ve asila asila yilani kafasina yakin bir yere kadar delikten 
cikarmayi basarir, fakat yilanin vucudu oradan kopar. Köydeki eski insanIar, gövdesinin büyük 
bir bölümünün koptugu bu yilanin hala yasadigina inaniyorlar, Anlatan Halil ÜIgü.
Yenikisla köyü 1877-1878 yillannda ruslarin Erzurum ve Erzincan gibi kürtlerin yogun 
olarak yasadiklari bölgeleri istila edince buradan Anadolunun iclerine büyük göcler yasanmistir.Yenikisla köyüde bu göcten yeteri kadar nasibini almistir, Tahmini olarak eskilerin deyimi 
ile 93 harbi sirasinda Erzurum bölgesinden göcen alevi kürdlerden 12 ailelik bir kafile Yenikisla'nin
Mahmut oglu denen eski köyün dogusunda bulunan bos alana yerlesirler, Bu aileler burada 12 
yila yakin bir zaman kalirlar, Fakat sonra buradan Corum, Mecitözu, Merzifon gibi sehirlere dagilirlar. Bu ailelerin neden buradan göc ettikleri konusunda bir bilgi bulunmamaktadrr,
Kanliosman Mahallesi'ne ilk yerlesen aileler:
1. Kanliosman oglu Hasan. Köyde bu ailenin ismine Abas Agagiller denir. Soyadi Ucar 
olanlar. Bu aile hakkinda köyün tarihinde genis bilgi verdigimiz icin yeniden yazma geregi duy- 
muyorum. Bu aileden Ali Ucar; Koyleri hakkinda acmis oldugu bir wep sitesinde kendi ailesinin tarihine yer verirken sanirim  sülalerindeki üc kisinin adinin Abbas olmasma bakarak ailesini 
Abbasilerle iliskilendirip oradan bu aileyi sirasiyla Misir, Tebriz (iran) gibi ülkelere götürmesi, oradan Erzincan'a, Erzincari'dan da Corum tarafina geldigini anlatiyor, Bu bilgilerin nekadar dogru oldugunu bilemiyorum. Yalniz askeriyede görev yapan bir insanin Osmanli imparatorlugu sinirlari icinde olan Misir'a veya Iran'a görevli olarak gitmesi mümkündür, Bir cok ailenin eski aile lakaplari Misirogullari olarak gecmektedir. Cevredeki köylerde bunun ornekleride vardir, Bu ailedeki Abbas ismlerine bakarak bu aileyi Abbasilerle iliskilendirmek mantikli 
degildir. Benim kisisel kanima göre Kanliosman ailesi bu cevreye yerlesen sunni kürtlerden birisi olmali. Cevredeki durum bunu göstermektedir. Fakat sonradan alevi olup alevi kurtlerle karismislardir, Bu aile Sih Coban ocagina baglidirlar.

2. Halice oglu Haydar: Soyadi Yücel, Sunar, Sahin ve Uzun olanlar. Haklarindada bir bilgi edinilemedi.

Saluoglu Mustafa. Soyadi Agdi ve Sal olanlar. Haklarinda bir bilgi edinilemedi.


Gencoglu Musa, Köyde en kalabalikk aileler bu sülaleden olusmaktadir, Ayni aileden bölünen asagidaki aileler soyadi kanunundan sonra yeni soyadi almislar, Soyadi Kabak (Molle Grregiller), Solmaz, Teke (Kamogiller), Uysal (Kissogiller) ve Gene (Kürbo veya Giydigi giller de denir) olanlar. Erzincan tarafindan gelmisler.

5. Süleymanoglu Ali (Pistogiller) Soyadi Sucu olanlar. Bu aileye köyde daha önce Salman 
giller deniliyormus. Ailenin tarihi gecmisi hakkinda bir bilgi edinilemedi.

6. Gübütoglu Ali Soyadi Bala (Topal giller) ve Mart (Kuvdi giller) olanlar. Hane 15'te ka- 
yitlilar, Bu aile 1877 ve 1879 yilinda Osmanli Rus Savasi sirasinda cogu aileler gibi Erzurum' dan 
Corum tarafina göcmen olarak gelmisler, Devlet bu ailelerden Ali'nin ogullarindan Mustafa'yi 
Alaca'ya bagli bulunan Mazibasi köyüne, Azizi Kilavuz köyüne yerlestirmis. Kilavuz'dakiler 
Aziz Kahyagiller denilmektedir. Bu aile gec dönemde buraya geldigi icin Sanliosman mahallesine yerlestirilmisler. Bu aileden Halil Mart Corum'da simdiye kadar taninan zurnacilardan en 
iyisi oldugu söylenmektedir, Kardesi Riza (pasa) da Halil'Ie uzun yillar dügnnlerde davul caldi, 
Riza ayrica televizyon, dikis makinasi ve benzeri aletleri tamir ettigi gibi bu konularda muthis 
yetenekli birisidir.Fakat yoksulluktan imkanlari olmadigi icin bu insanin yaraticiligi ve yetenegi pozitif olarak kullanilmamistir.

Yenikisla köyünün tarihi ve Kanliosman mahallesine göc nedeni:
Yenikisla köyü daha önceden 30 veya 40 hanelik köy iken Kanliosman mahallesi bu köye bagli 4-5 hanelik bir mahalledir. 1945 yilindan önceki tarihlerde Kanliosmari'nin ismi köy olarak hicbir resmi evrak- 
ve haritalarda gecmemektedir, 0 Dönemde Yenikisla'nin ismi gecmektedir, Hatta 1925 yilinda 
osmanlica eski arap harfieriyle basilmis olan bir haritada Sadece Yenikisla'lilarin ismi gecmektedir. Yenikislaya yakin iki yerin ismi birbirine yakin isimlerle de anilmaktadir, Mesela 1530 tarihinde Mollahasan Kanliosman ve Düdüklük arasindaki bir yerin ismi Kislacik olarak gecerken,



Gök köy'Iüler hicbir kaynak göstermeden köylerinin ilk yerlesmis oldugu ve Yenikisladan tahminen 2 km irmagin Alaca tarafinda yerlesrmis olduklari yerin ilk adinin Kisla oldugu söylenmektedir. Bunun ne kadar dogru oldugunu bilemiyoruz. Benim kisisel kanima göre Gökköy' ün Yenikisla'dan sonra buraya kurulmus olmali. Ancak burada akla baska bir soru gelmektedir. Acaba o zamanda Gökköy Yenikisla 'ya bagli bir mahalle miydi yok sa bu köyün baska bir 
ismi vardi, gibi bir soruyu akla getirmektedir.

Mecitözü Kaymakamliginin kazanin tarihi ile ilgili olarak hazirlanmis sitede Mecitözü 'nün 1874 yilinda Amasya'ya bagli bir nahiyeyken kaza yapildigi ve bu kazaya bagli yedi nahiye ve 137 köyden olustugu yazilmaktadir. Nahiye olarakta Sarisüleyman, Kayi, Elvancelebi Kislacik, Yenikisla ve Karayakup gibi köylerin ismi gecmektedir.
"Uzun yillar Sivas Vilayeti, Amasya Sancagi'na bagli olan Mecitözü Kazasi 1916 yilinda 
 Ankara Vilayetinin Corum Sancagina baglanmistir" denilmektedir. Kaynak olarak Hüseyin 
Hüsamettin Amasya tarihi isimli kitabinin l.ci cilti ile Ali Cevad'in "Memaliki Osmaniye'nin 
Tarihi ve Cografya Lugati" gösterilmektedir. o dönemde hayvancilikla ugrasan yari göcebe  
ailelerin veya asiretlerin kisin kislamak icin kullanmis olduklari genelde dulda yerlere verilen 
isimdir. Yine tahminlerimize göre o zamanin  devlet yetkilileri 150 tarihinde haritada gösterilen 
Kislacik köyünden sonra kurulan bu köye Yenikisla ismini vermis olabilirler. Cünkü o dönemde 
genellikle hayvancihkla ugrasan asiretler her ne kadar köylere yerlesmis olsalar bile yan göcebe cadir aliskanliklarini uzun yillar sürdürmüslerdir, Bu yüzden gecmiste her asiretin belli otlak 
ve kislak yerleri vardi. Kisla, Kislacik, Yeni kisla gibi bu tür isimlerin hatdinden fazla örnekleri vardir, Gökköy'Iülerin bahsetmis olduklari Kisla köyü Yenikisla'dan yaklasik olarak ayni irmagin
2 veya 3 kilometre batisinda yukarda Alaca suyunun kuzey kenarina kurulmus bir yerdir.( Dgbi.bk. Gokkoy koyu.)

Yenikisla'ya yerlesen ailelerin cogunlugu Erzincan ve Dersim bölgesinden gelen kürt ailelerden olusmaktadir, Bu ailelerin 1815 veya 1820 Ii yillarinda gelip buraya yerlestikleri tahmin ediliyor. Dersim ve Erzincan yöresinin disinda gelen kürt ailelerden Badilli ve Cenbekli 
(Canbek) asiretinden olan ailelerde bulunmaktadir, Türkiye'deki cogu tarihci ve yazarlar asimilasyonun bir parcasi olarak Cenbekli ismini Türkceye bilincli bir sekilde Cihanbeyli olarak 
kayitlara gecirmislerdir, Yalnz bu ailelerin neden bu tarafa göc ettikleri konusunda aciklayici bir 
bilgi edinemedik. Köyünde isminden de anlasilacagi gibi burasinin yeni bir kislak yeri oldugu 
anlasiliyor, 1700 yillarinin sonunda veya 1800 lerin baslarinda buralara sürgün gelen bir kürt ailelerin ilk dönemlerde buralarda hayvancilikla ugrastiklari icin yilin  cesitli mevsimlerinde cesitli 
cadir yerlerinin oldugunu ve devamli konup göctüklerini onlarin hikayelerinden anlamaktayiz. 
Hatta yerlestikten sonra bile yenikislali kimi aileler uzun yillar Balcioglu denen yere yaylaya 
giderler. Genelde hayvanlarla ugrasan bu insanlarin o dönemde tarimla ugrasmadiklari icin 
hayvalarin  isinmasina paralel olarak hayvanlariyla birlikte daha cok yüksek yerlere, yaylalara göc 
ettiklerini ve tekrar sonbaharin sonunda havalarin sogmasiyla birlikte engin yerlerde indiklerini 
ve buralarda kisladiklarini ögreniyoruz. Yenikisla'nin yeride ovada bir derenin icinde fazla soguk 
degmeyen bir yerdir. Fakat sonradan 1843 yilinda iskanyasasinin cikmasiyla insanlarin bir yerden baska bir yere göcmesi engellenir ve göcerler bulunduklari yerlerde yerlesik düzene zorlanir. Bu nedenden dolayi artik insanlar hayvanciligin yani sira yerlesik düzene gecipte tarimciliga baslamasiyla birlikte burada yerlesip kalirlar.

Yenikisla'nin ilk kurulmus oldugu yer bu günkü Sanliosman köyünün hafif kuzey batisinda 
bulunan ve kürtce Cinnenin tasi anlamina gelen (Gaviri Cinne); denilen dere ile Alaca irmaginin dogusunda kalan yakasina kuruluymus. Hala bu gün dahi buradaki eski ev yerlerinin temelleri (Pe yerleri) görünmektedir.

Yenikislanin kuruldugu  yer itibariyle derenin agzi ve ayni 
zamanda Alaca irmagina cok yakin bir yerdir. Burada bulunan orman zamanla yakacak ve arazi yeri acmak nedeniyle kesilerek yok olur. Tabi olumsuz durum Yenikislanin giderek yagan 
yagmurlardan daha cok zarar görüp etkilenmelerine neden olur. Köy halki ilkbahar ve sonbaharda yagan yamurlar neticesinde Alaca suyunun tasmasi, köyün güney dogusunda bulunan dereden gelen sel ve su baskinlari cesitli felaketlere yol aciyormus. Gecmiste burasi kislamak icin 
bir uygun bir yer olmasina karsin insanlar buraya yerlesmeye baslayinca burada sel ve su baskin- 
lanlarinin disinda baska sorunlarla da karsilasirlar, Örnegin; köyün yerinin havasi baskin ve yazlari cok sicak oldugundan dolayi ovadaki sivrisineklerden insanlar cok rahatsiz olurlar. Buna benzer olumsuzluklar hep bir araya gelince 1945 yilinda Yenikisla köyuünden ilk olarak Hasan Ülgu 
(Koy Muhtari), Musa Ülgu ve Hüseyin Alkan; Kanliosman'in üst tarafinda bulunan meselige 
göcmüsler. Bu aileleri takiben diger aileler bir bir aralarinda anlasarak onlarda Kanliosman köyünün üst kismindaki ormanin  icindeki bos alana yerlesmisler.

Ucunda osman olduktan sonra ha kanli olmus, ha sanli olmus ne fark eder?

1946 yillarinda Yenikislanin Kanliosmanla birlesmesiyle birlikte ozaman iki köyün muhtari olan Hasan Ülgü 'ye Yeni kisla' dan Kanliosmana göcen ailelerden bir kac tanesi Kanliosmanin 
ismi yerine yeniden eski köylerinin ismi olan Yenikisla isminin köye verilmesini isterler. Köy 
muhtari olan Hasan Ülgü köylünün bu istek ve önerisi üzerine 1948 yilinda Kanliosman isminin kaldirarak eski köyleri olan Yenikisla'in isminin bu köye verilmesi icin Corum Valiligine 
bir dilekce verir. Aradan belli bir zaman gectikten sonra vali köy muhtari olan Hasan Ülgü'yü
yanina cagirmis "Gözün aydin muhtar, köyünüzün ismi isteginiz üzerine degistirildi, Bundan boyle köyünüzün ismi Sanliosman, der. Fakat muhtarin sevinmedigini gören vali; Hayir ola muhtar 
hic sevinmise benzemiyorsun, deyince; muhtar: "Ucunda osman olduktan sonra ha sanli olmus , ha kanli olmus ne fark eder ki, der. Bu gün bu söz Türkiye'de basin ve yayin organlarinda 
yer almiss ve politik bir mizah olarak kullanilmaktadir, Baska bir anlatima göre ise köy muhtari
olan Hasan Ülgü köyün Kanliosman ismini degistirmek icin mahkemeye basvurur, Mahkemede 
muhtar koylerinin eski ismi olan Yenikisla isminin geri verilmesini ister. Hakim nicin bu ismi degistirmek istiyorsunuz bu ismin nesi var deyince Hasan Ülgü efendim biz köyün isminden rahatsiz oluyoruz der. Neyinden rahatsiz oluyorsun diye sorunca Muhtar "kanli" isminden rahatsiz oluyoruz der, fakat alevi olduklari icin direk olarak Osman ismini sevmiyoruz diyemez.
Mahkeme hakimi bu iddanin üzerine yaninda bulunan mahkeme katibine dönerek" Bugune kadar Kanliosman köyü olan köyün ismi bundan böyle Sanliosman olarak degistirilmistir, diye yazmistir. Mahkeme kapanir, hakim disari cikmadan muhtar "Hakim Bey ucunda Osman olduktan sonra ha kanli olmus ha sanli olmus ne farkeder" der. Kanliosman köyü'nün bu  hikayesi artik Turkiye'nin bir cok yerinde duyulmus ve hatta mecliste bile söz konusu olmus bir hikayedir.

Bu hikayenin dikkat ceken yani devletin olaya nasil baktigi ve nasil düsündügüdür, Halkin 
düsüncesi veya ne istedigi önemli degildir, Isin ilginc tarafi Sanliosmanlilarin önemli bir kismi 59 
yil sonra köylerinin isminin köyün ilk ismi olan Yenikisla adinin degistirilmesi icin koy muhtari 
olan Gürsel Ucar'in önderliginde toplanan imzalar 23 Ocak 2007 tarihinde ikinci kez bir dilekceyle Corum Valiligine verilir.
Fakat köylüler dilekcelerine valilikten istenilen cevabi alamazlar. Köye kayitli insanlarin cogunun köyün isminin degistirilmesine karsi oldugu söylenir ve bu nedenle köyün adinin degistirilemeyecegi söylenir.
Aslinda valilik bu konuda bos durmaz ve alttan alta eger köyün ismi degistirilirse köydeki

bütün insanlarin nüfus cüzdanlari, pasaport, ehliyet ve tapu gibi bütün resmi kayitlarinin degistirilmesi gerektigini bunun hem cok masrafa ve zamana neden olacagini köylülere anlatarak onlarin bir kisminin bu fikirden vazgecirdigi söylenmektedir. Diger taraftan koyun ismi okuyan ve is 
icin devlete müracat edenler icin iyi olacagini bu yüzden kanli osmanlilarin bir aynmciliga ugramayacagini ileri surerler.

"Oglum sen adam olamazsin":

Bizim o cevrede cokca önek olarak anlatilan bir hikaye vardir, Adamin biri huyunu bildigi icin devamli olarak ogluna "Oglum sen adam olamazsin dermis, Babasinin bu sözlerine icten ice kizan oglu, babasina inat kendini kanitlamak icin gece gündüz demeyip derslerine calisirmis, bir okulu bitirip öbürüne baslamis, derken sonunda büyük 
bir devlet adami olmus. Aradan belli bir zaman gectikten sonra tesadüf bu ya adam dogup büyümüs
oldugu sehre vali olarak atanmis. Vali ilk icrati olarak kendisinin nasiI bir büyük adam 
oldugunu kanitlayip babasina göstermek icin babasna haber gönderip adami apar topar makamina cagirtmis.
Babanin, oglunun kendi vilayetlerine vali oldugundan haberi yokmus. Emir yuksek yerden geldigi icin yasli adam biraz telasli birazda korkuyla mecburen kalkip valinin huzuruna gitmis, Adam kasketini basindan cikarip ezile büzüle valinin makamina girmis. lceride oturan kisinin kendi oglu oldugunu görünce hic sesini cikarmadan olacaklari  dinlemis. Hosbestten sonra vali babasina nasiI  büyük bir adam oldugunu anlatmaya calisiyormus. Sonunda vali babasina: "Eee, .. baba sen bana hep adam olamazsin diyordun, bak koskocaman vali oldum. Nasil 
adam olmusmuyum, diye babasina sormus. Yasli adam: "Oglum ben sana vali olamazsin demedim ki, sana adam olamazsin", demistim. Cok yüksek okumussun amma görüyorum ki yine de 
adam olamamissin. Eger adam olsaydin bu karda kista beni ayagina cagirmazdin", deyip sapkasini kafasia takip cikmis.


Yukarida anlatilan hikayede oldugu gibi bizim ülkemizde okuyan insanlar büyük devlet 
adami oluyorlarda, fakat ne hikmetse bir türlu maalesef halkin adami olamiyorlar, Eger kocaman bir vilayeti yönetmeye memur edilen devletinen yüksek düzeyindeki bir bürokrat alevilerin Osman ismini sevmedigini bilmiyorsa, devlet bu kisiye ya bosuna maas veriyor ya da devletin alevilere yönelik politikasi böyle demektir. Demekki devletin tepesinde bulunan insanlar halkin kendilerinden istem ve beklentilerini ya tahlil edemiyorlar, ya da onlari tümden yok sayiyorlar.
Kanli osmanlilarin devletten istedikleri sey o kadar zor olan bir sey degildir. Topu toplam 
5 imzaya ve bes tanede kagida mal olaeak bir durumdur. Kanliosmanlilarin devletten istedikleri para degil, silah degil, kendi gelenek ve kütürlerine uygun alti üstü kuru bir isimdir. Buradada görüldügü gibi devletin tepesindekilerin insanlara, onlarin inanclarina ve düsüncelerine ayni gözle bakmadigi ortadadir, Kanliyi sanli yapmakla Kanliosmanlilari kandirdigini  saniyorlar. Aslnda Kanliosman ismini Sanli yaparak Osman kandan, kirden ve pastan arindirip akliyorlar. Bunuda vatandasima bir yenilik ve hizmet yapmislar gibi sözde birinci saydigi vatandasin gözünü boyamaya calisiyor, Bu tip daleverelerle yapilan ince ayar ve kurnazliklar devlet yetkililerinin kendi kendi lerini kandirmasindan baska bir sey degildir, Tabiki bu olumsuzluklar bir valinin veya 
kendini bilmez bir bürokratin sadece kendi kisiliginden kaynaklanan birsey degildir. Bu resmen 
aciklanmasa da devletin gecmisten günümüze kadar gizliden gizliye devam eden ve her firsatta uygulanmaya calisilan alevilere yönelik bir düsünce ve uygulamasidir. lcinde bulundugumuz 
dünyanin kosullarina ve gelisen caga ayak uydurmakta israrla inat edip direten, kendini bir türlü yenilemek istemeyen, hala 0 eski dejenere olmus aliskanlik ve düsüncelerine bagnazca sarilip onlari devam ettirmeye calisan düsüncenin ürünüdür.. Iktidari devamli elinde tutan sunni ve milliyetci zihniyet kendilerinin disinda bulunan halk ve gruplara hep kuskulu, güvenilmez olarak yaklasmislardir, Eger demokratik bir acilim gösterip butün vatandaslara esit ve adil bir ortam yaratnklarinda iktidarin ellerinden gideceklerinden ve yok olacagindan korkmaktadirlar.
Bu anlayis altinda kökü yüzyillara dayanan tamamen bir yok olma psikolojisinin korkusundan 
kaynaklandigi ortadadir. Bu tip yaklasimlar devletin bir ayibi oldugu gibi bütün Türkiye halkininda bir kaybidir. Bu durum cagdas ve modern bir devlet anlayisiyla bagdasamaz. Bu zihniyet ile Türkiye iki adim ileriye gitmez. Türkiye'de rejimi elinde tutan Kemalist Türk milliyetcileri, hatta kendini müslüman olarak tarif eden muhafazakar milliyetciler günümüz dunyasinda cagdasligin gerektirdigi hak ve hukukun dogru islerildiginde her seylerinin yok olacaklarinin, 
Turkiye'nin bolunup parcalanacagmi propaganda yaparak her hak, hukuk diyen insanara, Alevi 
ve Kürtlere kendi olusturmus oldugu anti demokratik yasalarla sanki mukaddes kitaplardaki degismez tanri buyruguyrnus gibi yaklasarak bunlarin Anayasa'da yeri yok, ya da anayasaya aykiri diyorlar. Ama islerine geldiginde anayasa falan dinlemiyorlar. Her seyi bir saatin icinde degistiri veriyorlar. Türkiyede hakikaten büyük bir halk kitlesi de bu vicdansiz hirsizlarin yalanlarina inanarak bir yok olma korkusuna kapilmaktadirlar, Hadi zenginin mali mülkü gidecek de su fakirlerin neyi gidecek? lste su günlerde gerici arap ülkelerindeki diktatörlerin durumuna bakin, 
Kendi halklarina yaptiklari bunca baskiya, bunca ilkellige, yokluga ragmen onlar paralariyla oynuyorken halka her seyi zehir zikkim ediyorlar. Bunun neresi hak, adalet, hangi vicdan kabul eder? Iste bu korkularin hakim oldugu o yillari anlatan bir baska örnek, Kenan Evrenli ve Ozalli yillarda bir derginin kapagina attigi baslik cok önemli. "Nerede kaldi inanc özgürlügü? Alevilere sunni imam" (Ikibine dogru dergisi 19 Subat 1989/ YiI 3, sayi 8) "Tunceli'de, Malatya'da, Erzincan'da, Erzurum'da, Tokat' ta. Devlet alevi köylerine cami yapyiriyor, sunni imam atiyor, 
köylüler camiye gitmeye zorlaniyor, 20 milyon aleviyi anayasada yok sayiyor. Tunceli'de vali 
Kenan Güven'in köylülere ilk sözü: "Hizmet istiyorsuruz önce cami isteyin" olmus.
Tabi Ozal'in döneminde cikarilan ve özellikle alevilerle kürtlerin yogun olarak yasadiklari 
vilayetteki yetkililere gönderilen kimi genelgelerde cogu köylerin isimlerin degistirilmesi ve camisi olmayan köylere cami yapilmasi istenir. Burada bahsi gecen esas konu kürtlerin yogun olarak bulunduklari yerlesim yerleri vurgulanmak istenirken camisi olmayan köylerle de alevi koyleri kast edilmektedir. Kanli osman köyünde devlet mantigi köyün isminin basinda bulunan kanliyi degistirerek sanli yapmayi becermistir, fakat bu vatandaslari incittiginin bir kez olsun düsünmemistir. Sorunlara hep tepeden baktiklari icin cözüm konusunda halkin rizasi ve istekieri hic dikkate alinip onlari anlamaya calisilmamistir.
Bu uygulama onlara Osmanli sisteminden miras kaldigi icin bu günde devam etmektedir. Cami uygulamasi ayni dönemde Corum' da da uygulamistir, Kanliosman'a komsu koy olan Kadideresi'nde devlet cami yaptirmayi basarstir. 
Köyün su anda birde sunni imami bulunmaktadir, Umari ileride Sanliosmanlilar iyi ve akilli bir muhtar cikar da köylerinin ismini Yenikisla olarak degistirirler. Cünku köyün yaridan fazlasi geldigi köy Yenikisla'dir.

Not: Köyde 2007 yilinda böyle bir girisim olmus fakat, köyde kimi kisiler nüfus ve tapu vb. 
konularda isim degistirmenin bazi ekonomik masraflara mal olacagi ve burokratik islemler icin 
köylülerin hayli yorulacagi propagandasi yapilarak köy ikiye bölünmüs, devlet bu konuda köylüler 
 arasinda hem fikir olmadigi gerekcesiyle köylülerin bu istemini reddetmis.

1945 yilindan sonra Kanliosman mahallesine göcen Yenikislalilar: Bugun icin 
Yenikisla'nin yeri asagi köy olarak tabir edilir. Sanliosman'da cogu yasli insanlan nüfus kayitlarinda dogum yerleri olarak Yenikisla yazilidir,

l.Deli Hasan oglu Aziz. Soyadi Delice olanlar. Deli Hasanoglu Cerna\. Soyadi Sacar 
olanlar. Cemal Yaylacik köyü' ne göcmüs. Cemal'in dogum yeri olarak Yenikisla yazili.
2. Mahmutoglu Ali Soyadi Sal ve Ciftci olanlar. Bu ailenin Sivastan geldikleri söyleniyor.

Köyde bu aileden soyadi Sal olanlarin lakabina Kito ve Ciftci olanlarin lakabina Ketogiller denilir. Yalniz Himiroglu köyü ile muhtariklari bir olan Orencikkacagi mahallesinde Dersim'den 
geldikleri söylenen Mahmutogullarr (Zaza) olarak Sari Ismail ve San Ali'nin isimleri gecmektedir. Bunlar tahminen 1900 veya 1800 yilinin sonuna dogru bu köye gelmisler ve aile burada tutundurulmadigi icin Amasya'nin Kislacik köyüne gitmis olduklan yer almaktadir.

Soyadi  Burcu ve Cican olanlar. Bu aileler arasinda bir akrabalik var midir bilemiyorum?

3. Canikoglu HaliI. Soyadi Canikli olanlar. Cembekli asiretinden ayrilmislar. Mazibasi 
köyündede bu asirete bagli bulunan aileler vardir, Ugur Mumcu'nun Kürt islam ayaklanmasi 
1919 1925 isimli kitabinin 37 sayfasina bu asiretin adi Cenbergan olarak gecmektedir.


4. Badilli oglu Mehmet. Soyadi Dursun (Biro giller), Bektas (Sehirli giller), Öncül, 
Dogan (Kerigiller-Memisin Halilgiller) ve Aktas olanlar. Bu aileler Erzincan tarafindan gelmisler, Erzincanin neresinden geldikleri konusunda bir bilgi edinilemedi. Badilli asiretine mensup olduklari icin kayitlara da Badilli ogullari olarak gecmisler, Bu ailelerden Dogan soyadindan olanlarin Calkisla'dan Yenikislaya gelip yerlestikleri söyleniyor, Bu ailelerin hepsi bir ana ve babadan türemislerdir, Sehirli giller denmesinin nedenini; bu ailenin dedeleri olan kisi sehirli olan bir kadinla evlendigi icin adamin adindan daha cok köydeki insanlar kadinin beceri ve konumundan dolayi bu aileye bu ismi vermis olduklari söyleniliyor.
Ancak Badilli asiretinden olup da Erzancan' dan gelen, ve ayri zamanda Yukari sarlik köyünün temelini atan ailede kayitlara sehirliogullari olarak gecmektedirler, Buradaki aileler  kürttür, Badilli asiretinin ismine benzer Beydilli adinda birde türk oymaginin adi gecmektedir ki Bu sadece bir isim benzerligidir, 
Badililarin kürt asireti olduguna dair bir cok Osmanli belgesi mevcuttur, Yenikisla ile Düdüklük 
köyünün arasinda Badilililarin PE; diye bir yer bulunmaktadir, Bu aileye mensup kisilerin önce 
buraya yerlestikleri sonrada Yenikisla'ya göcmüs olduklari söylenmektedir.

5. Kezibanoglu Hasan. Bu aileye köyde Bessenin Hasangiller denir. Soyisimleri Alkan 
olanlar.

6. Ebu Yusufoglu HaliI. Soyisimleri Altun olanlar. ile Ebu Yusuf ailesi ile Ebu Seyfi oglu 
Hüseyin'in arasinda baba tarafindan bir akrabaliklan varmi, yoksa bu sadece bir isim benzerIigimi bilemiyorum.


7. Yarim Yahyaoglu Ibrahim. Köyde bu sülaleye Tancirlar da denir. Soyadi Ülgü olanlar. Bu ailenin sülalesi Erzincan'in merkez köylerinden biri olan Mulla köyünden göcerek bugün Amasya'ya bagli olan Tencirli köyüne gelmisler, Buradan bilemedigimiz bir neden sonucu Mecitözü'ne bagli Yesilova köyüne yerlesmisler ve buradan da Yenikisla küyüne gelmisler. 
Erzincan'dan ne zaman ve neden göc ettikleri konusunda tam bir bilgi yok. Bu ailenin Tencerli 
oglu Hüseyin Kadideresi köyüne yerlesmis. Buradakilere Davo ve Esso giller denilmektedir. Soyadi Tencirli ve Cakar olanlar. Kadideresideki Tencerli Hüseyin 'le Yenikisla' daki 
lbrahimin babasinin adi Hasanmis. Fakat yukarida bu ailenin nüfusta büyüklerinin adi Yarim 
Yahya oglu Ibrahim olarak gecmektedir, Bu aileden Halil Ülgü (Civonunoglu Halil) dedelerinin babasi olan Hasan Yenikisla'ya geldiginde 12 yasindaymis, Kadideresi'ndekilerin dedesi 
lbrahim'in kardesi veya amca cocuklari  oldugu söyleniyor. Tancirlilar Yenikis la köyüne geldiklerinde ilk önce köyün yakinin da bulunan magaralarin üstündeki düzlüge yerlesmisler. 0 zaman 
bunlarin 13 tane develeri varmis. Bu kardeslerden birinin neden Kadideresi köyüne göctüklerine dair bir anlati bulunmaktadir, Daha önceden Yenikisla'da oturan (Tancirlilardan) iki kardes arasinda gecimsizlik bas gösrerince bu kardesler kendi aralarinda ayrilmaya karar verirler, fakat bunlar ayrilacaklari zaman mal bölüsïmü veya benzeri nedenden dolayi anlasamazlar bu anlasmazlik kavgaya dönüsür, Kardeslerin arasindaki bu anlasmazligi cozmek icin bunlar büyük Keslik köyündeki Dedelerden birini sorunlanru cözmek icin getirirler.

Dede bunlarin sorunlarini hallettikten sonra kardeslerden biri Kadideresi 'ne yerlesir, digeride Yenikislada kalir, Bu hikaye biraz Tancirlilarin hikayesine es dusmektedir. Bu ailenin büyüklerinden biri olan Ibrahim ilk evliligini Düdüklük köyünden Güllü isminde biriyle yapiyor ve bu evliklerinden Hasan (Cace) ve 
Mehmet (ClVO) isminde iki oglu dunyaya geliyor. Ibrahim ikinci evliligini Bekaroglu' ndan Esme 
(Besse) isminde biriyle yapar ve bu evlikten Huseyin (Hirco) Fatma, Hatice, Elif ve Sultan olur, 
Bu aile imam Rizali'larla bagliymis. Bu ailenin Milli asiretine bagli olduklan anlasiliyor, Ayrica 
Amasya'nin Göynücek kasabasinin asagi ve yukari olmak uzere iki tane Tencirli köyü bulun maktadir. Bunlardan birinin eski isminin Kafarli oldugu söyleniyor.

1930 yilinda Tancirli ailesinin büyüklerinden biri olan lbrahim'in ogullarindan birisi kecileri digeri de oglaklari otlatirken ingiliz casusu oldugu söyleyen üc kisi bunlarin yanina gelip ve kendilerini türk yetkili makamlarina götürmeleri icin yardim istemisler, Cobanlar bunlara orada kecilerden süt sagip kendilerine ikram etmis ve adamlari alip koye muhtar olan babasi lbrahimin yanina götürmüsler ve evde bunlara yemek verdikten sonra adamlari Cemilbey'deki karakola teslim etmek icin götürürken yolda bunlarin pesine Cemilbey'li cerkezin biri takilmis 
ve Karakola kadar beraber gitmisler, Bu üc ingiliz ingiltere'ye gittikten sonra Ibrahime kendilerine iyi davranip yardimci oldugu icin o zamanin parasiyla yüklü bir bir para göndermisler, ingilizleri teslim edenlere yüklü bir para ciktigini duyan Cemilbeyli cerkez parayi bölüsmek icin oda Mecitözü'ne gitmis. Devlet yetkilileri parayi vermeden önce bunlara yemin ettirmisler, Cerkezde ingilizleri bereber yakaladik diye yemin etmis. Bu paranin yarisini cerkeze vermisler.
Cerkez parayi aldigi ayni gün Mecitözü'nden Cemilbey'e gelirken Fakahmette ölmüs.
Ibrahim bu paralarin bir kismiyla köyde tarla satin almis ve geri kalanini da harcamis. Bu aile imam Riza 
ocagina bagliymis. Büyük bir ihtimalla ya Milli yada Canbek Asiretine bagli olmalilar. Bu ailenin büyükleri olan ve bugünde köyün 3-4 km batisinda Ibonun Koruluk (cehrilik) olarak ormanlik bir alan bulunmaktadir, tahminen 200 dönümlük bir alan olan bu koruyu ibrahim cehrilik olarak koruyup yetistirmis ve sonradan ormanlarin devletles tirilmesinden sonra burasi köyün ortak korusuna dahil edilmistir.

8. Tataroglu Halil. Köyde bu aileye Hasikgiller denir. Soyadi Kacar olanlar. Tatar sözcügünün iki anlamda yorumlamak gerekir. Biri bu sülalenin tatar olmasindan digeri ise kekeme, seri 
konusamayan bir seyi tam anlatamayan gibilerine denilir.
9. Demircioglu Ali. Soyadi Demirci olanlar. Bu ailenin geygel olma ihtimali var, Bu tip 
isimlere daha cok geygellerin aile isimlerinde rastlanmaktadir, Nereden geldikleri konusunda bir 
bilgi edinilemedi.
Hurrogiller (Sas). Soyadi Sahin olanlar. Bu ailenin soyu tükenmis.
Gubagiller: Soyadi Öngül olanlar. Bu ailede Badilli asiretine mensupmus.
Kapkiran giller. Soyadi Ulku olanlar. Dersim'den geldikleri söyleniyor, Haklarinda 
fazla bilgi edinilemedi.
13. Ördekoglu Halil. (Dervisogulllari) Soyadi Tanis, Kilinc, ördek, Dervisoglu (Mole 
Gille giller) ve Özden olanlar, Bu aileye daha önceden Dervisogullari deniliyormus. Sonradan 
kayitlarda degisiklik yaptirilmis. Erzincan' dan Yenikisla köyüne geldikleri ve ilk önce Yenikisladan 
Kanliosman koyüne göcen aile oldugu söyleniyor.

14. Ebu Seyfiogullari Huseyin. Sürük ve Ollogiller. Soyadi Ceylan (Mavo giller), 
Ceylanbas (Müdür giller) ve Cömert olanlar. Bu ailenin Yenikisla'dan Kanliosman köyüne ilk 
önce gelenlerden oldugu söyleniyor, Bu aileye Müdür giller denilmesnin nedeni söyledir:
Riza Ceylanbas'in babasi ismail; Kafkasyada Osmanli Rus Savasi'na gitmeden önce Cemilbey'de 
Nahiye müdürlügü yapiyormus. Bu adam Kafkasya Cephesi 'nde sehit düsmüs. Önceden 
Cemilbey'de Nahiye Müdürlügü yapmasindan dolayi köyde bu aileye Müdür giller deniliyormus, diye bahsedilmektedir. Kafkasyada bir kac kez savasi oldugu icin hangi tarihte Cemilbey'de 
nahiye Müdürlügü yapmis bilemiyoruz. Cünkü Osmanlinin Ruslarla uzun yuzyillar savamislardir. Bu konuda bir tahminde bulunmak zor.

Sayin Aziz Ceylanbasin bana ailelerinin tarihi gecmisi hakkindaki anlatiiminda bir eksiklik oldugunu düsünüyorum. Daha önceden de Yenikisla'nin tarihinde bu konuya degindigim gibi 
Yenikisla köyü 1894'lü yillarda bircok kaynakta nahiye olarak gecmektedir, Yenikisla köyü ile 
anlatilan hikayelerde ise Boybeyi olarakta Mustafa Bey isminde birinin adi gecmektedir. Büyük 
bir olasilikla Mustafa Bey bu aileden biri olmali. Diger taraftan Ebuseyf adinda bir kabilenin 
Kavlu asiretiyle birlikte hareket ettiklerini yine Kavi asiretinin tarihinide yazmistik. Bak Kavili 
asireti. Ayrica Ebu Seyfi isminde bir kürt asiretinin bulundugunu Cevdet Turkay'in kitabinda'da gecmektedir. Bu ailenin bu asiretle bir oldugu anlasiliyor, Tabi bu ailenin bu kabile icindeki konumunun tam olarak bilemiyoruz. Bu konu belkide basli basina arastirilmasi gereken bir konudur. Gecmiste buna benzer bir cok konuda maalesef istenilen bilgilere erismek kolay degil. 
(Daha genis bilgi icin Bak.Cevdet Türjkay. ag.e. s. 342.)

Baska köylerden gelip Sanliosman'a yerlesen aileler:


1. Abasoglu Halil. Soyadi Bozdogan olanlar, Mustafa celebi köyü hane 8'den 1951 yilinda Kanliosman'a nakil gelmisler, Bu ailenin Erzincan tarafindan lskilip'in ibik köyüne oradan da 
Mustafa celebiye geldikleri söylenmektedir.
2. Mehmet Sari. Sanliosman köyünden Destegül Bektas ile yaptigi) evlilik neticesinde nufus kaydini Alaca'ya bagli Mazibasi köyö hane 32'den 1979 yilinda aldirip Kanliosman köyüne nakil gelmistir,

Kanliosman'dan baska köylere göcen aileler:

l.
Kör Ali Oglu Hasan (KelogiIler) Düdüklük köyüne göcmüsler. Soyisimleri Akbas 
olanlar.Bu ailenin Ebu Seyfiogullarindan Mavogillerden ayrildigi söylenmektedir,

2.
Deli Hasanoglu Cermal. Soyisimleri Sacar olanlar. Yaylacik (Göbsen) köyüne göcmuüs. 

Yenikisla koyunde Mustafa Aga;
Devlet tarafindan cevrede bulunan köylere Boy Beyi (1) olarak tayin edilmis. Bunlarin görevleri eskiden postacilik 
yapan, köylere celp ve haber getirip götüren, halktan vergi toplayan kisilere deniliyormus. 0 
dönemde cevrede karakol ve baska devlet kurumlari olrnadigi icin devlet bu tip cevrede taninmis 
hanedar ve sözü gecen adamlari devlet islerine yardimci olmalari icin görevlendiriyomus .
Boy beyleri devlet mernurlari oldugu icin tabi 0 zamanda ihtibarlarida vardir, 0 dönemde 
Boybeyi olarak Yenikislada Mustafa Aga, Mazibasi'nda soyisimleri Mazibasi olan aileden birisiymis. Bir de Mazibasi'na daha yakin olan Koyunoglun'da bir kisi varmis. Yalniz bunlarin icinde Mazibasi'ndaki Posta basiymis. Buna ozaman Muezzinbasi deniliyormus. Mazibasi'run bu yüzden ilk isminin Muezzinbasi oldugu söyleniyor,

Mustafa Aga zengin otoriter bir adammis. 0 da diger aileler gibi Yenikisla da hayvanciligin yani sira tarimla da ugrasiyormus.

Kendi ailesinin ihtiyacini karsilayacak kadar sebze ekip meyve yetistiriyormus. Mustafa Aga bag ve bahce yede önem verdigi gibi bir de bagin icine kücük bir kulübe yapip burada aricilikta yapiyormus. Güz geldiginde bagda pekmezi kaynattiktan sonra pekmezi hic eve götürmez buradaki bir cömlege doldururmus ve ihtiyac duydukca pekmez 
almak icin bagdaki bu kulübeye gelirmis. Kisa dogru havalar iyice sogunca arilarida bu kulubenin icine alirmis. Kimse bir seyini calmasin diye arada bir gelir bu kulübeyi yoklar, kimi zamanda geceleri bu kulübede yatarmis. Anlatilanlara göre daha 0 zaman cevredeki kimi koylerin bag, bahcesi yokken Mustafa Aga 'nin bag: bahcesi varmis. Cevredeki köyler de bunu bildigi icin birgun sonbahar aylarinda artik kisa dogru Kadideresi köyünden üc kisi Mustafa Aganin bagindaki kulübeye pekmez calmiya gelirler. Bu adamlarin Mustafa Aga'ninn iceride yatigindan haberleri yokmus. Tabi bunlar iceri girince Mustafa Aga bunlarin ücünüde suc üstü yakalayip ellerini bagladiktan sonra bunlarin üzerine pekmez döküp kovandaki arilari üstlerine birakiyor.
Neticede bu üc adam orada öluyorlar. Bu hikayenin ne kadar dogru ve ne kadar fantazi oldugunu bilemiyoruz ama Mustafa Aga'nin hakkinda anlatilan hikayeleriden bu kisininde acimasiz ve gaddar bir kisi oldugu anlasilmaktadir. Sanirim 0 donemde nahiye Müdürü olma ihtimali de var.

(*) Boy Beyi: Ortak ve sosyal bir duzen icinde burada yasayan ve aym soydan yasayan insanlarin bas- 
lannda bulan kimse. Geleneksel yönetici veya !lider. Asiret lideri.

Mustafa Aga'nin kizi:
Yenikisla köyünde Mustafa Aga'nin bir kizi vanmis ve bu kiz ayni 
koyun icinde bir delikanliyla birbirlerini deli gibi seviyorlarmis. Kiz bu iliskiden hamile kalmis. 
Kizin hamile kaldigini ögrenen Mustafa, Kel Hüseyin ismindeki bir akrabasina bu kiz bizim 
ismimizi lekeledi, götürün bu kizi temizleyin demis. Adamlar kizin boynunu kesip cesedini irmaga atmislar. Kizin saclari cok uzunmus. Kizin cesedi irmak kenarinda bir yilgin agacina dolasip  kalmis. Köylünün biri tesaduüfen kizin cesedini bulmus. Bu durum.mahkerneye aksetmis ve 
sonra kizin kesik basini bir heybeye koyup tam Sivas'a götürmüsler.
Mustafa bu olaydan daha sonra kizinin sevgilisi olan delikanyi da vurdurmus. Böylece suclu 
oldugunu düsündügü kisiyi ortadan kaldirip namusunu temizlemis. Mustafa Aga'nin soyundan 
su anda hic kalan olmadigi söylenmektedir. Yalniz bu köyde Mustafa Aga'nin adina bir degirmen, bir cesme ve bir de dut agaci bulunuyormus. Mustafa Aga ile bir hikayede Kozluca köyunde 
gecmektedir, Gözükizil'da ki bu cesmenin adi eskiden Mustafa'nin Cesmesi olarak geciyormus.


Kanli igde agaci:

Cemilbey köyünden Selahatin Arasin Kanliosman köyü ile ilgili dedesi Recep Arastan naklen kaleme aldigi bir baska hikaye ise söyledir:
Eskiden Alaca irmagi Cemilbey'in simdiki yerlesim yerine yakin harmanlarin yaninda bir yerden akiyormus. Ozellikle 
ilk ve sonbahar aylarindan yagmur cok yagdigi zaman irmak tasiyor cevrede bulunan bag ve 
bahcelere cok zarar veriyormus. Ovanin sulak ve bataklik olmasindan dolayi 0 zaman sivrisinekler daha cokmus ve bu yüzden bir cok insan sitma hastaligindan ölüyormus, Alaca'dan gelen irmagin eski yataginin kenarindada büyük   igde agaclari Vamis. Corumdan Alaca'ya veya Alacadan Corum'a veya Mecitozüne  giden yolcular yazin bu agacin gölgesinde soluklanir hayvanlarin karinlarini doyurup suladikladiktan sonra yollarina devam ederlermis. Bu igde agaclarinin yanina tahmini olarak 1800 yillarinin sonuna dogru 3 tane aile cadirlariyla gelip yerlesmisler.
Bu adamlar hayvancilikla ugrastikari icin baska bir ugrasilari yokmus. Cevrede kimseye zarar vermeden kendi hallerinde burada hayvanlari otlatip gecinip gidiyorlarmis.
Bu ailelerden birinin güzel bir kizi varmis, Kanliosman köyünden delikanlinin biri bu kizi göruüp asik olmus. Delikanli kizla evlemnek icin araya araci koyup isi gönül rizasiy geleneklere göre yapmak istemis, fakat alenin ileri gelenleri bu evlilige razi olmamislar. Delikanlinin baska bir caresi kalmadigi icin kizi 
gece zorla kacirmayi kafasina koymus. Yanina bir kac kisi alarak gece kizin ailesinin bulundugu cadiri basmislar. Cadrrlardaki ailelerle Kanliosmanli genclere kizi vermernek icin geceleyin 
uzun bir sure kavga  etmisler. Fakat gece cok karanlik oldugu icin kimin kiminle dövüstügü 
pek anlasilmamis. Sabaha karsi ortalik isirken kavga sona ermis. Cadirdaki ailelerden bir 
kac kisi bu kavgada ölmusler. Cinayeti isleyen Kanliosmanli gencler ellerindeki kanlari temizlemek icin bu igde agaclarina sürmüsler ve bu olaydan sonra buradaki igde agacinin adi da "Kanli 
igde agaci" olarak kalmis, (Kaynak: Selahattin Aras.)

Vali Deli Ahmet ve Muharrem Sari.
Özalin zamaninda 1984 yilinda Coruma Deli Ahmet bir vali atar. Bu dönemde cikarilan bir yasa ile özellikle alevi köylerine cami yapmalari icin bir yandan baski yapilirken, diger yönde yapmak istiyenlere imkan ve olanak verilir. Yine bu donemde cogu köylerin isimleri degistirilir, 1984 yilinda Sanliosman köyünede elektirik gelir ve Vali 
elektirik trafosunun acilisini yapmak icin Sanliosmana gelir. 0 zaman köyün ögretmeni olan 
Gökcepinar köyünden Ahmet Sönmez ilk konusmayi yapar ve sözünü Atatürkün bir sözüyle 
baglamak ister. "Köylü milletin efendisidir, deyince vali oturdugu yerden kalkip: 'Peki köylü 
efendisi ise ben neyim deyi itiraz eder ve sozu alir. Hayirli ugurlu olsun deyip kurdelayi keser, 
lste Vali'nin köye geldigi bu sirada köyde ilkokula giden cocuklardan Muharrern Sari'ya kac yasindasin diye sorar. Muharrem 7 diye cevap verir. Vali kacincici sinifa gidiyorsun der. Muharrem ikinci der. Vali "peki ozaman iki kere yedi kac yapar?", diye sorunca, Muharrem; "Burada olmaz okula gel de cevap vereyim", der.

"Ben arkadan verdim sakin sen önden verme":

Söz Sarilardan acilmisken; Sarilardan biri karisi ile Ankara'ya bir yakinini görmeye giderler. Taksi tutmak pahali oldugu icin belediye otobüsüne binerler. Ankara kalabalik bir sehirdir, Otobüsün ici hep doludur. Kadin para 
ödemeden kocam ödeyecek diye giseden para vermeden önde bir yere gecer ve kendine bir yer 
bulur. Kadin ile koca bu kalabaliktan  bir araya gelemezler. Adam karisinin ayri bir bilet parasi 
ödememesi icin arkadan karisina "Kiz Güle ben arkadan verdim, sakin ha sen önden verme " 
diye bagirinca otobüsün icindekileri bir gülme alir.

Baba kaderini sey yapim kaderinde yerde tas da yok:

Kanliosman köyunde iki kisi bir SINIR yüzünde  dövüsüyormus. dövüsenlerden birinin oglu babasiyla dövüsen adamm kavgasini seyrediyormus. Cocugun babasi dövüstügü adamdan sopa yemeye baslayinca; kürtce oglu- 
na "ulan oglum orada ne odun gibi öyle dikelip duruyorsun, sende tas mas alip bir seylerle vursana, diye kizip baginnca, oglan babasina bu kizginligin üzerine  etrafina bakiniyor fakat vurmak icin yerde bir tas bulamamis. Oglan babasma donerek: "Baba kaderini si im, kaderinden yerde tas da yok", demis.


Fevzi Bala'nin (Gondto)kisa Müfetisligi:
Fevzi Bala köyde dayisini öldürmekten 24 yil ceza yemis ve bu cezanin 18 yilini iceride gecirmis birisidir. Sanirim bu uzun yil mahkumiyet süresi icinde kimi mahkumlar hapishanelerde olgunlasir kimileri de kafayi bozarlar. Hapislik 
kolay olan bir durum degildir, Hapishaneye düsen insanlar genelde normal olan insanlardan 
olusmaz. Burada her cesit insan mevcuttur .Fevzi haapisten ciktiktan sonra kisin köyüne gelir. Isin gücün fazla olmadigi bir donemde nerden aklina estiyse köye gelen müffettislerden ilham almis olacak ki oda muffetislere özenir. Üzerine düzgün bir elbise giyer, basina bir foter uydurup ve boynuna da bir kravat takar. 
Kendine bir calim  ve düzen verdikten sonra Sanliosman köyünün 10-15 km uzaginda bulunan 
Alaca'ya bagli cevre köylerde kendini müffetis olarak tanitip ogretmenlerin yaglisini, böregini 
ve tavugunu yemeye karar verir, Fakat zaman olarak 1972 yilinda Stki Yönetimin oldugu kötü 
bir dönemdir, lnsanin yakasi bir askerin eline gectimi sonun nasiI olacagi bilinmez. Fevzi; bu sekilde Alacaya bagli olan bir kac köyü gezer. Köyün ögretmenleri müfettisi bir koyden diger bir 
köye yanina bekciyi de katarak atla gönderir. Fevzi bir kac gün böylelikle bir sefa sürer. 0 donem hala köylünün pek uyanik olmadigi bir dönemdir. Köylüyü kim olsa kandinrir ama insanin 
okumusunun böyle kandirildigi hic duyulmamistir. Bu isin keyfli bir is olduguna kimsenin bir 
diyecegi yok, yok olmasina amma, ya isin sonucunun nasil olacagi konusunda Fevzi 'nin hic düsünüp 
düsünmedigini kesin olarak bilemiyoruz. Hikayeyi tam olarak anlatmadan önce isterseniz 
ogünkü mufettislerin nasil muffettislik yaptiklarindan biraz bahsetmek istiyorum.

o dönemde Milli Egitim tarafindan görevleridirilmis müfettis denen yüksek egitimciler, 
küylerdeki ögretmenlerin sözde nasil egitim yaptirdiklani denetlemek icin köy köy gezer ögretmenlere misafir olur onlarin evlerinden bir iki gün yeyip ictikten sonra ikinci bir köyün ogretmenine haber gönderirlerdi. Böylece bu ickili ziyafetli gezi devam eder giderdi. Genellikle kücük köylerdeki okullarin cogunlugu tek dersanelik ve tek ögretmenli, büyük köylerdeki okullarin ise iki sinif dersanelerden olusuyordu. Kimi zaman tek dersanelik okullara ögrenciler sigmadigi zaman cocuklar adeta siralara sikisirlardi. Her dersanenin icinde ya bes sinif yada birden 
fazla sinifin ögrencileri birlikte ders yapiyorlardi. ögretmen sinifin biriyle calisirken dersanenin 
icinde bulunan diger siniflarin cocuklari kendi kendilerine ögretmenin verdigi derse calisirlardi. 
Müfettislerin bu siniflarda yapmis olduklari denetleme 10-15 dakikayi gecmezdi. Müfettisle rast 
gele sinifta cocuklara "Sen, sen" diye ayaga kaldirip sorular sorurlardi. Cocuklarin cogu korku 
veya heycandan bildikleri konulari dahi unuturlardi. Müfetisler ancak bir yil sonra tekrar köye 
ugrardilar. Müfettis gittikten sonra sorulan sorulari bilmeyen cocuklari ögretmenler tahtaya kaldirip döverek kendi zayiflik ve eksikliklerinin hirsini cocuklardan cikarirlardi. Egitim basdan asagi
bilincsiz ezbere dayanan ve mantiksiz bir sekilde yapilmaktaydi. Cocuklar derslerde gecen cogu 
arac veya cisimleri hayatlannda hic görmedikleri icin bu egitimlerin birazda hayali bir yani vardi. Müffettislerin islerine disaridan bakildiginda gercekten zevkli ve masrafsiz bir görev oldugu anlasiliyordu. "Ekmek elden su gölden" misali görmedigin yerleri göruyorsun, kisi olarak gittikleri yerde kendine haddinden fazla hizmet ve saygida var. Bundan iyisi can sagliydi.

lste Fevzi Alaca'nin bir kac köyündeki ögretmenlerin egitirnlerini denetleyip tavugunu ve 
böregini yedikten sonra sira Tefikiya köyüne gelir. Buradaki ilkokul ögretmeni olan Ismet adinda 
daki ögretmen de yakin köylerden biri olan Akpinar köyündendir, isin garip tarafi ise bu köyde ögretmenlik yapan Ismet adindaki kisini hanimi ise Sanliosman köyündenmis. Fevzi nereden 
bilsin, Tefike köyüne gidince ilk önüne rastgele adama ögretmenin evinin neresi oldugunu sorur.
Adam Fevzi'yi alip ögretmenin evine götürür, Fevzi o gün ögretrnenin evinde yeyip ictikten 
sonra ertesi gün cocuklarin dersine giriyor. Tek tek sinifta teftis ettikten sonra ögretmene cocuklari daha iyi eyitmesini icin uyari ve nasitta bulunur ve kendisini Mazibasi köyüne götürmesini 
ister. Köyün bekcisi Fevzi'yi alip Mazibasina götürüyor, Fevzi bu köydede ögretmeni sikistiriyor.
Fevzi Mazibasi köyüne geldiginde tesadüfen Tefika'da ögretmenin hanimi olan kendi köylüsü olan gelin Fevziyi tanimasina ragmen kendisine tanisiklik vermiyor, fakat Fevzi Mazibasi köyüne gittikten sonra bu gelin köyün ögretmeni olan kocasina "0 adam muffettis falan degil a bizim koylu diyor.

Ögretmen Fevzi Balayi Alaca kaymakamligina sikayet ediyor. Sikayet üzerine 
iki üc gün sonra jandarma jiple gelip Fevziyi Kanliosmanda yakalayip önce Alacaya ve sonrada 
Corum'a götüruyorlar, Kanliosman'nin ileri gelenleri gidip Tevfika köyündeki ögretmenin evine 
gidip Fevzi icin "bu adam kimsesiz fakirin biri yazik adama eziyet iskence ederler gel bu davadan vazgec diye ögretmene rica minnette bulunuyorlar. Daha sonra ögretmenle Fevzi'yi yüzlestirmeye getirince, ögretmen müfettis olarak gelen bu kisi degil diye ifade verince Fevzi'yi serbest birakiyorlar, Fevzi'nin müfettislik macerasi bu sekilde sona eriyor.

Zurnaci Halil Mart ve kardesi Davulcu Pasa:


Halil Corum'da Kör Halil lakabiyla taninmaktadir.
 Aslinda Halil kör falan degildi, sadece gözünün birinde hafif bir sasilik vardi, Halil simdiye kadar
Cat ovasini  birakalim Corum ve cevresinde yetismis olan zurnacilardan en iyisidir. 
Fakat onun bu yetenegini ne kendisi, ne de kültürle ugrasan sivil ve resmi kurumlardaki yetkililer yeterince degerlendirip ona sahip cikabildiler, Ondaki bu üstün yetenek ve cevheri yeterince 
kullanamadiklari düsünüyorurn. Halil kendi imkanlariyla zurna calmayi ögrenmis ve bir zurnacinin gelebilecegi en üst seviyeye gelmis nadir insanlardan birisi olmasina karsin bu konuda muzikal bir eser birakmadan hayata veda etti.
Bu bizim ülkemizde cogu sanatcilarin kaderi gibi bir durum. Sanatinin en üst zirvesine tirmanan Halil bu yetenek ve ününe ragmen yoksulluktan bir türlü kurtulamamis ve yakalandigi hastalik sonucu genc yasta hayata veda etti.
Arkada biraktigi birkac fotografinin disinda sanat olarak geriye Halil'den bir sey kalmamis. Geriye kalan bakima muhtac fiziksel engelli dul bir hanim ve cocuk. Bu bir sanatci icin en aci bir tablo olsa gerek.

Pasa(Rlza):

Sanli osmanda Pasa Iakabinda bir davulcu vardi. Pasa agabeyi olan Halil 
Mart ile birlikte köy dügünlerinde zurna caliyordu. 1975'den sonra bu iki kardes cevrede iyice ünlenmislerdi. Bu kardeslerin icinde  lsmet'inde güzel zurna caldigi söylenmektedir, lsmet 
Yurt disnda kaliyormus. Halil, zurnayi calirken burnundan nefes aliyordu. Pasa davulculugun 
yaninda köyde tamir isleriyle de ugrasiyordu. Ilkokul mezunu olmasina ragmen yetenekli biriydi. Dikis makinesi ve radyo ve benzeri seyleri hicbir egitim almamasma ragmen tamir ediyordu. Bu konu ile ilgili olarakta bir kitap almistir. Köyde elektrik yokken Pasa akü. ile televizyonu calistiriyordu.

"Sakin beni yikma ha sevdigim kiz karsimdan bana bakiyor":

1960 II yillarinda Kanliosman köyünde bir dügün oluyormus. Eskiden cogu dügünlerde eglence olsun diye 
gencleri gürestirirlerdi. Zengin olan aileler adina kaza di.igi.ini.i denen bir haftalik bir dügün düzenler cevreden taninmis gürescileri dügünlere davet ederlerdi. Bu Köydede Turabi 
Dursun güresmek icin meydana cikmis. Turabiye rakip olarakta kimse cikmayinca kenarda bekleyen kücük kardesi olan Ali cikmis. Sonunda iki kardes güres tutmuslar ve Turabi 
Aliyi tuttugu gibi altina almis ve sirtini yere getirmeye calisirken Ali: alttan "sakin beni yikma ha bak sevdigim kiz karsidan bana bakiyor " demis. Turabi' de üste seni yikacagim, benim sevdigim kiz da bana bakiyor " demis, Tabi sonunda Turabi Ali'yi yikmis. Sonunda anlasilimiski iki kardesin gönlüde ayni kizdaymis ama kizin bunlardan bir haberi yokmus.
Not: Tuarabi Dursun Danimarka'ya gitmeden önce Zurna calmakta dayisi! Halil Ülgü'de davul 
calmaktadir, Cevre köylerde sanatlariyla taninirlar.


Gözükizil tekkesi


 

Filitreli sigara: Filtreli sigaranin henüz daha köylere girmedigi günün birinde Kanliosman
köyüne bir ormanci gelimis ve köylülerle sohbet ederken ormanci sigarasini masanin üstüne 
koymus. Degisik bir sigara oldugunu gören köylüler kürtce türkce karisik olarak sigaraya yakin 
olana "dolandirmisko" deyince sigaraya yakin olan kisi sigarayi alip masadakilere birer sigara 
vererek dolandirmis.ince sigara paketi yari olmus. Orada sigaranin yari oldugunu gören ormanci hemen sigarayi cebine koymus, Masada sigarasi bitenlerden birisi diger köylüye dolandir misko 
deyince orrnanci durumu anladigi icin sigarayi hemen cebine koymus, "sigara cebisko" demis.

 

 

Gelenekler:

Torti, Cigdem gezdirme.Hizir orucu ve coregi, 12 imam orucu, Kurban bayrami, Dugun.nisan vs.

Halkoyunlari:
Agirlama, Dalike (Ters halay) Hizmali, Hosbilezik, Tanzara, Delilo (Bu 
oyun son dönemde gelmis), Alli turna, Üc ayak, Bico, Asirma, Cekirge, Keklik halayi, Karanfilli, 
Papiri, Sinsin, Cirit, Semah ve Gelin karsilama semahi.

Tarihi yerler:

Badillarin pe:
Kürtler evlerin eski oren yerine "PE" derler, Badilli ise bir kürt asiretine verilen isim. Badillilarin pe denilen yer Yenikisla'nin (eski küyün) tahmini olarak 3 km güney batisinda Düdüklük ile Sanliosman köyünün arasinda bir yerdir. Burada bir koy kurma girisiminde bulunulmus fakat sonradan buradaki ailelerin buradan göcerek Yenikisla'ya gelmis 
olduklan tahmin edilmektedir. Yenikisla'dan Kanliosmana göcen ve nüfus kayitlarinda Badilli 
olarak Badillioglu Mehmet'in adi gecmektedir, Soyadi Dursun (Kuruk giller), Bektas (Sehirli 
giller), Öncül, Dogan (Keri giller Memisin Halil giller) ve Aktas olanlar. Bu aileden ayrilmadir, 
Bu ailenin büyüklerinin Erzincan tarafindan gelmis olduklari söylenmektedir.

Gözükizilda. Bu konuda Kadideresi koyu sayfasma bakabilirsiniz. Yalniz Gözükizil hemen 150 metre dogusunda adina Gonepare (paracesmesi) denen bir yerlesim yeri bulunmaktadir. 
Buradaki eski binalarin taslarini Kanliosmanlilar ev yapinda kullanmislar. Yine Gözikizildaki 
kayalarda eski dönemden kalma magara veya kaya mezarlarin oldugu söylenmektedir, Bu magralara giris kayanin Sanliosmana bakan tarafinda olup yaklasik 1,5 metre yüksekligindeki insanin sigacagi kadar bir delikten giriliyormus. Kayanin icinde elle oyulmus birbirine gecisi olan cesitli bölümler bulunuyorrnus.

Besiktepe:

Kozluca tarafinda Cat camine yakin, insanlarin kutsanmis olduklari eski mezar 
taslarinin
bulundugu bir yer.

Sanliosman'da oynanan cocuk oyunlari:

Birdirbir, celik ve cesitleri, kuslastigi ile atis yapilip ve avlanma, ok ve yay, saklambac, nac, 
finci topac veya Maymuncuk) firildak Bestas, üctas, 9 ve 12 tas, coktas, Cos (Gömmecelik) 
Caputtan lop yapip oynamak, Dalye, sögütten düdük yapmak, cirtlak (su tabancasi) Kabak kökünden teker yapip misir  sapindan sap takarak oynuyorlarmis. Mendil kacirrna. Cevrede taninan 
cogu oyunlar bu koydeki cocuklar tarafindan oynanmaktadir,

Dini inanclar:

Kurban bayrami, 48 cumalik ve ceme istirak etme, 12 imam orucu tutma, 
Hizir orucu tutma, Kurban kesme, adakta bulunma, Asure corbasi pisirip dagitma, Hizir coregi 
dagitma, sunnet yapma.

Cemilbey Karakol komutamn rusvetten mahkemeye verilmesi olayi:

Karakol komutanin rüsvetten dolayi mahkemeye verilmesi özellikle vatandasin can ve mal güvenligini amanet ettigi askeri bir kurum olmasi acisindan üzerinde durulmasi gereken ciddi konulardan birisidir. Bu ülkede böylesine önemli kurumlarin neden rüsvete bulastiklari aslinda üzerinde tartisilip konusulmasi gereken ayri bir konu. Fakat bu konularda bizim ülkemizde asker veya polisIe ilgili haber ve olaylarin cogu zaman bu kurumlar tarafindan hemen olaylarin üzerini kapatma ve bu konuda sikayetci olan kurum ve kisilerin tehdit ve baski yoluyla sikayetlerini geri aldirma gibi yöntemlerle olaylar gündemden düsürülmektedir. Buna gerekce olarakta asker ve polisi kücük düsürme gibi nedenler göstermektedir. Bu ülkede kim suc isliyorsa sucu isleyen kisinin 
meslegi bagli bulundugu kurum ne olursa olsun 0 suc 0 kisiyi baglar. Bu anlamda bu tip yaklasimlar sucu ve sucluyu saklayip korumaktan ve onlan cesaretlendirmekten baska bir seye yaramaz. Ozellikle de bu durum Güneydogu Anadolu bölgesinde catismalarin yogun olarak yasandigi bölgede sk sk gündeme gelmektedir. Bunun disinda ise gümrüklerin oldugu, her türlü kacakcilik, siyah paralarin döndügü gayri yasal islerin ve olaylann ic ice gectigi yerlerde sivil (mafya), asker, siyasetci, polis gibi farklli kurumlarin zaman zaman bu islere birlikte bulasmis olduklari gündeme gelmektedir, Fakat genel de bu suca bulasan resmi kurumda görev yapan personellerin islerine son verilmesi gerekirken, bu düsüncenin tam tersine cogu zaman bu kisiller "vatanin bölünmezligi, bütünlügü ve selameti icin" panorasiyla hareket etmeleri ve kutsal degerlerin arkalarina saklanarak ödüllendirilmeleri, bulunduklari mevki ve makam dan daha yukarlara terfi edilmeleri, yada oradan alnip baska bir yere atanmis olmalari vatandasin devletin bu 
kurumlarina olan guvenini sarsmaktadir. Hukukun üstünlügü ilkesi bosta kalan bir söz olmaktan ileri gitmedigi gibi vatandaslar hakli olduklari bircok konuda özellikle sorunlarin dile getirmekten korkmaktadirlar. "it itin kuyruguna basmaz" ata sözünde oldugu gibi bunlar birbirlerini yargilayip cezalandirmaz, sonucta olan bize olur mantigi vatandasm kafasinda hakli olarakta galip geldiginden bu kurumlar hakkinda sikayette bulunan cok nadir olurlar. Sanhosman koyünde yasanan bu olay bizim bu cevrede yasanan nadir olaylardan birisidir. Kimin hattine jandanna 
Karakolu'nu mahkerneye vermek ve hakkinda davaci olmak !

Sanliosman koyu muhtari olan Ahmet Alkan 2003 yilinda Cemilbey Karakol Komutani'nin 
rüsvet almaktan mahkemeye verir. Karakol komutani da bos durmaz ve Sanliosman köyü muhtari dagda terorist besliyor diye onu cezalandirnak ister. Keza 0 dönemde TKP/ML veTiKKO 
örgütü Corum ve Karadeniz bölgesinde örgütleniyor Anadolu'nun icine kayiyiyor diye bir kampanya da yürütülmektedir. Bu olay ilk olarak 22 Mart 2001 'de Beyaz Enerji Operasyonu'nu 
da yürüten ve ayni zamanda Ankara Jandarma Bölge Asayis Komutani olan Tümgenaral Bekir 
Ugurlu'nun, Ankara Corum yolunda Sungurlu kazasi yakininda TiKKO örgütünün lideri olan 
Ibrahim Kaypakkaya nin dogup büyümüs oldugu Karakaya köyünün yakininda aracina uzun 
namlulu silahlarla silah acilmasiyla gündeme gelmesi de oldukca ilginctir, Acaba bu olaylar kamu oyunda bir korku ve baski yaratmanin bir parcasi mi yoksa gercekten böyle bir suikast adi ge- 
cen Tikko orgütü tarafindan yapilmisdir, burasi oldukca karisik, sorgulanmasi gereken supheli 
ifade ve anlatimlarla doludur. Bu konuda Corum haberin sayfalarindan bazi yazilari aktaracagim.


Cemilbey karakol komutani Sanli Osman köyü muhtarinin kendisini mahkemeye vermesine kizarak Sanliosman köyünün cobani olan Sazak köyünden Celal Tasciyi da kafaya alarak 
buralarda terorist var, Sanliosman köyü muhtari terörist besliyor diye bir söylenti cikarir ve köyün arazisi icinde ormanlik alanda bir yere agaclardan bir siginak yapilir ve siginagin yanina bu 
örgüte ait bir kac dergi ve bildiri gibi seyler konulur. Bölgede operasyona cikan askerler burayi bulur ve bu olaylarla ilgisi oldugu gerekcesiyle Sanliosman koyu muhtar ve koy heyeti sorusturmaya alinirlar, Bu olaylardan sonra cevredeki alevi kürt köylerinde buna benzer olaylar yasanir. Dagda terorist var diye geceleri operasyona cikan askerle köylerin icinden gecerek ormanlik alana sözde 2 yil boyunca operasyona gidilir. Halbuki geceleri göz güzü görmedigi bir alanda üstelik gündüz gözüyle insani birak domuzlarin bile icinde zor gezindigi bir ormanin icinde geceleyin terorist aramanin bir mantigi olabilir mi? Bunlar benim kisisel kanaatime göre tamamen 
köylüleri korkutmaya yönelik siyasi boyutlari olan taktik ve manevralardan baska bir sey degildir.

Tokat'taki olaylarin bu yöreye sicramamasi icin önceden alinan askeri bir güvenlik önleminin yaninda siyasi yani da vardir. Bu dönede 3 Kasim 2002 yilinda yapilan millet meclisi secimlerinde cevrede bulunan alevi kürt köylerinden DEHAP ile EMEP partilerinin ortak girmis olduklari secimlerde hatri sayilir bir oy almis  da onemli bir yani vardir, Siyasetin bu denli kiskaca alindigi yerlerde hakikaten insanlarin özgür bir secimde bulunmalari mümkün? burasi ayri bir tartisma konusu.
'Tekrar konumuza dönecek olursak araya Corum Garnizon komutaninda girmesiyle köy 
heyeti ve muhtar serbest birakilir ve karakol komutani buradan alinarak baska yere verilir. Bekir 
Ugurlu olayindan sonra bizim bile bildigimiz bu bölgeye yakin yerlerde önemli bogaz ve gecitlerin oldugu yerlerde yeni komando birlikleri kurulur. Bunlardan bazilari sunlardir, Karakaya 
köyü (Ibrahim Kaypakkaya'nin köyü) Hamdiköy; Kussaray, Emirbag ve Karapinr köyü gibi 
Ortaköy'e bagliYaylacik /Göbsen) gibi yerlere de gecici Karakollar olusturulur.


Tümgenaral Bekir Ugurlu'nun kursunlanma olayinin arkasinda yatan gercek:

22 Mart 2001 Persembe günü, Corum Haber, tarihli gazeteden "Beyaz Enerji operasyon'nu da yürüttügü ögrenilen Ankara jandarma Bölge komutani Tümgenaral Bekir Ugurlu  dün denetim icin Corum'a gelirken Karadona  köyünde yakinlarinda arac konvoyuna  uzun namlulu silahla ates acildi. Mermilerin yanindan gecen kamyon a denk gelmesi sonucu Komutanin makam otomobili isabet almadi. Yalniz eskort aracina bir mermi isabet etti.  Suikast  girisiminin yasa disi sol örgütlerinin'mi yoksa Beyaz Enerji operesiyonuna bagli olarak mafyanin'mi isi oldugu,mu arastiriliyor.Corum emmiyet müdürü Turan Genc yasadisi sol örgütler tarafinda düzenlenmis olabilir diye yanitliyor. Ayni yazinin devaminda ilerleyen sayfalarda  Yeni Karadona köyünün Tikko Lideri olan Ibrahim Kaypakkaya'nin bulunmus oldugu Karakaya köyü'ne  yakin olusu ilk anda Tikko örgütünün bu olayi düzenledigi geliyor,diye bir belilemede bulunuyor. Birgün sonraki ayni gazetede bu olayla ilgili gazete su basligi koyuyor" Yogun opereyon ,giderek güclenen olasilik "TIKKO". Tikko Corum kirsalinami iniyor? Jandarma Genel Komutani Orgenaral.

Aytac Yalman, dün helikopterle Sungurluya geldi.Vali Atil Üzelgün ve diger komutanlarla bölgeyi gezdi. Bir sonraki günki  ayni gazetenin  mansetinde "operesyon Tokat'a kayiyor" 26 mart 2001 tarihli yazida üc keles, üc kalles ' basliklari atiliyor. 14 Mayis  2002 sali trihli Corum haber gazetesinde "Corumlu terörist Tokat'ta öldürüldü" Hemen su basligin altinda  ufak bir  baslikla; " Bekir Ugurlu pasaya suikast girisiminde bulunanlarda birisi catismada öldürüldü" diye yazi devam ediyor.

21 Mart 2001 tarihinde Ankara Asis Bölge Komutani  Tümgenarel Bekir Ugurlu 'nun da icinde bulundugu, Ankara Corum yolunda Hamdi köyü gecince oradan bunlarin ates etmis olduklari söyleniyor. 21 Mart , bilindigi gibi Newroz( yeni yil) bayrami olarak Türkiye'de özellikle kütler tarafindan kutlanilan bir bayramdir. Türkiye'de bu bayram uzun yillar yasklandi.

Bu yüzden binlerce insan (kürt  vatandas) bayrama katimalarindan dolayi tutuklanip iskenceden gecirldi. Sonunda Newroz bayramini kutlamalarinin önüne gecemeyen Türk hükümeti sonunda geri adim atarak Newroz'un bayramini Türk milli bayrami  olarak ilan etti. Newroz bayrami'nin hikayesini taa Erkgenekon'a kadar dayadi.Newroz bayarminin icrigi  bosaltilarak insanlari kapali yerlerde  kutlamaya zorladi. Bu suikast olayinin bir günde  meydana gelmesi ilginc oldugu gibi Ibrahim Kaypak kaynin köyü olan Sungurlu 'nun karakay köyünün meydana gelmesi , dahada ilginc . Tüm Genaral Bekir Ugurlu 'nun burdab gececeginden  ne Corum'un emniyet müdürünün ne de Corum Garnizon komutanin haberinin olmayisi olmsi dahada gizemli hale getirir'ken bu olay devlet tarafinda tertiplenmis ve politik bir sansasyon mu sorusunuda  akla getiriyor. Cünkü sayin genaralin buradan gececegini hicbir istihbarat örgütü bilmezken Tikkocularin pasanin bura'da gecegini bilmemeli imkansiz bir durum.

Sonra ayni olayla ilgili olarak verilen bilgilerde 21 Mart 'ta pasaya ates acanlarin 3 kisi olduklari fakat bi kisileri yakalanmadikalriifade edilirken bu kisilerin icinde Tokat - Sivas sinirin'da Dogansar yakinlarinda güvenlik gücleriyle girdikleri catisma sonucunda  silhiyla ölü olarak ele gecrilen Cafer Özdemir'in de oldugu ifade ediliyor. Yine bu haberlere baglantili olarak Corum haber gazatesinde 10 Kasim 2004 tarihli gazatede su haber yer aliyor.


"HAINLER YINE SAHNEDE"

21 Mart 2001 tarihinde jandarma bölge komutani Tümgenaral Bekir Ugurlu'ya sukast girisiminde bulunan yerin hemen yakininda dün aksam  saatlerinde Karakaya karakolu'nasaldiri düzenleyen teröristler bir eri sehit ettiler. Bütün yukaridaki olaylariyan yana getiripinceleginde  acaba bu olaylar asskerler tarafinda tertiplenen ve bölgedeki alevi kürtlere yönelik bir önlem alma ve onlari bu olaylari bahane ederek  baski altina almanin baska bir adimiydi., neden Corum sorularini da getirmektedir.. Corum'da belli bir kürt nüfusunun yaninda bir o kadarda alevilerin yogun olduguvilayetlerden biri olamsi gecmiste Corumda yasanan olaylarin arka plani incelendiginde oldukca ilginc sorular cikmaktadir. Bölgeye yeni kara kollarin insa edilmesi , köylerde kontröllerin artirilmasi ve köylerde muhbircilerin cogalmasi köylüleri adeta tedirgin etmektedir. Bugünlerde Ergenekon olaylariyla olaylari okuyup izledikce bazi seyler daha kolay anlasilmaktadir.

Not: Sanliosman köyün'nün Cemilbey Jandarma karakolu'na yakin olmasi  ister istemez köy icinde meydana gelen ufak defek bir cok mizah ve kavgalarda bu köy halkinin genel olarak Cemilbey jandarma karakolu'na sikayette bulunmaya sevketmis. Bu yüzden cevredeki köylüler sanliosman insanin kanunda cok iyi anladikarini söylemektedirler. Durum gercekten böylemidir yoksa Cemilbey karakolunun buraya yakin olmasi dolayisiyla'mi birbirlerini sikayet etme aliskanligi gelismistir bilemiyoruz.

 

Kaynak: Ali Akkaya

Bu pahabiçilmez bilgiler ve hikayeler için tüm köylülerimiz adına Ali Akkaya'ya teşekkür ediyoruz.

Danimarka’nın Arhus şehrinde yaşayan Çorumlu Pedagog Ali Akkaya, Çorum’un 36 köyü ile ilgili bilgileri iki ciltlik bir kitapta topladı.

‘Geçmişten günümüze köy ve soy hikayeleri’ başlığıyla Köylerimiz adıyla yayınlanan kitapta Çorum’un 36 farklı köyünün kuruluşundan bugününe kadar bir çok bilgi içeriyor.

İki ciltlik kitapta; Kadıderesi, Karagöz, Kavakalan, Kirazlıpınar, Kızılhamza, Kozluca, Kuşsaray, Küçük Palabıyık, Mazıbaşı, Miyanesultan, Mollahasan, Mustafaçelebi, Örencik, Aşağısarılık, Sevindikalanı, Soğucak, Sorkoğlan, Şanlıosman, Turgut, Üçköy, Yaylacık, Yaşilyayla, Ahmetoğlan, Balıyakup, Büyükkeşlik, Cemilbey, Cevizli, Çikhasan, Çobandivan, Dereyazıcı, Düdüklü, Elköy, Fındıklı, Gökçepınar, Gökköy ve Hımıroğlu köylerinin özgeçmişleri bulunuyor. Kitaplarda ayrıca, bu köylerin kültürel yaşamları ile soy hikayelerine de yer veriliyor.

14 yılda tamamlandı

Daha önceden bir tiyatro oyunu ve 3 masal kitabı yazan Çorumlu gurbetçi Ali Akkaya, 1996 yılında başladığı çalışmalarını yaz döneminde tatil için geldiği Çorum’da sürdürdüğünü ve kitabı bu şartlarda 14 yılda tamamlayabildiğini söyledi.

Danimarka’da yaşadığı şehrin yaklaşık 15 kilometre uzağında bulunan Testurp adlı yüksek okulun çevresinde 7-8 haneden oluşan bir yerleşim yerinin bulunduğunu ve burası ile ilgili bir kitabın bulunduğunu belirten Akkaya, bu kitabı inceledikten sonra Çorum’daki köylerin tarih ve kültürlerini kayıt altına almaya karar verdiğini ve 1996 yılında çalışmalara başladığını aktardı.

Ali Akkaya, iki ciltlik kitaba sahip olmak isteyenlerin Çorum’da Bahabey Caddesi’nde bulunan Abalı Eczanesi’nden ya da Eğridere Çarşısı’nda bulunan Derşan Altın ile Özzsaraç Kuyumculuk ve Hacı Bektaş Vakfı’ndan kitabı tedarik edebileceklerini sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Nisan 2012 23:19  

Yorumlar  

 
0 #4 hatice 30-05-2013 06:42
bu hiekay harika
Alıntı
 
 
0 #3 TEKE Nurettin 30-03-2013 03:42
Boyle guzel bir calismadan dolayi emeyi gecen her kisi ve kisileri yurekten kutlar emeyinize yureyinize saglik dilerim .Cok guzel bir calisma olmus yalniz yazi hatalari oldukca fazla saygilarimla canlar .
Alıntı
 
 
0 #2 sevgi76 15-04-2012 09:45
Sevgili Selim abi... evet Anlatilan tarihi bilgiler ve kisilerden alinan bilgiler cok degerli. Bende Kitabi yani bizim köyle olan bölümü bir kac kez okudum, anlamak icin. Ali akkayanin cikarmis oldugu Kitabida kesinlikle okumani tavsiye ederim. Yaziyi siteye koymaktan baya zorlandik, birincisi kitapta alip yazi hatalarini tekrar düzenledik,resi mlerim bize ait ekledik. Yazarin' da yazdiklari disinda'da birsey eklememeye calistik, Cïnkü Kitapta ne yazikki cok yazi hatasi var. Begendigine sevindim. sevgi ile kal hoscakal
Alıntı
 
 
+2 #1 Dervis 15-04-2012 09:04
Güzel bir çalisma olmus.
DEVAMI..........Misafir defteri.

Dervis
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Foruma Son Eklenenler

No messages to display

Enson Yorumlar


Kim Online

Registered users : 5470
Online : 4
Guest : 5
Members : 0

Online members
No members online!

Last 5 users
iqasdDbgto
Roberttoug
qavyrlpbm
ivaoelifo
rfpwazzvu

Friends Online

Powered by EvNix